Home / News / YAZARLAR / Fuad Hamidoğlu / Vakit; ‘Mehdi’yi bekleme vakti mi?
vakit-mehdiyi-bekleme-vakti-mi

Vakit; ‘Mehdi’yi bekleme vakti mi?

İnsanlar; zorluk ve sıkıntılı dönemlerde, bilhassa bu zorluk ve sıkıntılar dayanılmaz ve iyice çıkmaz bir hal aldığında kurtuluşu veya herhangi bir kurtarıcı aramaya yönelirler, hatta ona ümit bağlarlar. Bu ‘Kurtarıcı’ düşüncesi tarih boyunca hep hâsıl olmuştur. Bu düşünce sadece dinin ürünü değil, daha çok fıtri bir reflekstir. Bu fıtri refleksi; zulüm ve haksızlığın sona ermesi ve insanların bu durumdan kurtuluşu aramaları anlamında kullanıyorum. Çünkü zulmün olduğu yerde mazlum da vardır. Zira Fransız devrimi; yıllardır din istismarını yapan kilise ve kralların zorbalıklarından bir kurtuluş olarak görülmüştür batılı toplumlar tarafından.

Dini yönden ise ‘Kurtarıcı’ düşüncesi Yahudi ve Hristiyanlarda daha çok peygamberler için kullanmışlardır. Misal olarak Yahudiler; adına ‘Mesih’ dedikleri ‘Kurtarıcı’, ‘Ahir Zaman’ın kurtarıcısı ve İsrail oğullarından –özellikle peygamber Davut a.s’ın neslinden- olacağını iddia ediyorlardı. Son peygamber ise onların inançlarına göre Faran –yani Mekke- dağlarının arasından çıkacağını ve yine neslinin İsrail oğullarından olacağını bekliyorlardı. Fakat onların her iki bekleyişleri de boşa çıkmıştır. Çünkü ‘Mesih’ adını verdikleri ‘Kurtarıcı’, ‘Ahir zaman’ın kurtarıcısı olan peygamber babasız doğmuştur ki o da Meryem oğlu İsa (a.s) peygamberdir. Son peygamber ise Resulüllah (صلى الله عليه وسلم) Araplardan çıkmıştır. Yahudiler peygamberlik konusunda oldukça cimri ve egoisttirler. O kadar ki Faran –yani Mekke- dağlarından çıkacak olan son peygamberin doğuşunu beklemek için, İsrail oğulları dışından olmasın diye Medine’nin eski ismi olan Yesrib’in yakınlarında yerleşmişlerdir. Nitekim Tevrat’ın Davut 72. faslında şöyle geçiyor: ‘Ey Allah’ım! Şeriatını krala, adaletini de onun oğluna ver’.

Kurtarıcı olan Mehdi’lik düşüncesi dini bir düşünce olmadığının delili ise; eskiden Zerdüşilerin Bahram Şah’ın geri döneceğine inanmaları, Hinduların da Fişno’nun geri geleceğine inanmaları, İspanyolların da kendi kralları olan Ruzrik’in, Moğolların da Cengiz Han’ın geri geleceklerini beklemeleridir. Ayrıca bu ‘Kurtarıcı’ bekleyişi eski Mısırlıların inançlarında, Çinlilerin eski kitaplarında da bulunmaktadır. Aynı şekilde Mecusiler, lider olan Zeradişt’in neslinden gelen Aşid Rebabi’yi, Habeşistan Hristiyanları da Theodor’u birer kurtarıcı ve Mehdi olarak görmüşlerdir. Her kim ki ‘Kurtarıcı’ ve Mehdi’lik düşüncesi/bekleyişinin dine inananlar için geçerli olduğunu düşünüyorsa yanılmıştır. Bu düşünce dine inanmayan, hatta ateistlerde bile mevcuttur. Misal olarak; ünlü İngiliz ateisti ve filozofu Bertrand Russell şöyle diyor: ‘Dünya; Dünya’yı tek bayrak ve tek slogan altında birleştirecek bir yenilikçi bekliyor’.

Bütün bunları özetleyecek olursak; kurtuluşu beklemenin gerekçesi ve dayanağı ne olursa olsun insanlar buhranlık durumlarında kurtuluş/çözüm istemeleri pek tabidir. Lakin asıl soru şu: Böylesi durumlarda kurtuluş/çözüm beklenir mi yoksa aranır mı? Ne yazık ki bu kurtuluş bekleyişi Müslümanlarda da mevcuttur. Fakat bu sefer dini temele dayanır. Kurtarıcının ismi ‘Beklenen Mehdi’, dayanak ise hadislerdir. ‘Beklenen Mehdi’ düşüncesi İslam coğrafyasında genel de zulüm ve anarşi baş gösterdiğinde gündeme gelir. İlmi olarak da bu düşünce birtakım hadislere dayanmaktadır. Bu hadisler iki kısma ayrılır; birinci kısım ‘Mehdi’ isminin açıkça ifade edildiği hadisler, ikinci kısım ise isminin açıkça geçmediği hadislerdir. Bu yazıda bütün hadisleri ele almamız uzun zaman alacaktır, bu yüzden biz burada sadece bu düşünceyi özetleyen şu iki hadisi ele alalım;

عن أبي سعيد الخدري قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: المهدي مني …. يملأ الأرض قسطاً وعدلا، كما ملئت ظلماً وجوراً، يملك سبع سنين. رواه أبو داود والحاكم وحسنه الألباني في صحيح الجامع

Ebu Said El-Hudri’den rivayetle Resulüllah (صلى الله عليه وسلم)’in şöyle dediğini işittim: Mehdi bendendir … Zulüm ve haksızlık yayıldığı kadar yeryüzünü insaf ve adalet ile hükmedecektir. Bu hükümranlık yedi sene sürecektir.”

İkinci hadis ise; Allah Resulü (صلى الله عليه وسلم) şöyle buyurmuştur:

أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: لا تذهب -أو لا تنقضي- الدنيا حتى يملك العربَ رجلٌ من أهل بيتي، يواطئ اسمه اسمي، واسم أبيه اسم أبي. رواه أحمد والترمذي وأبو داؤد 

“Arapları Ehli beytimden yöneten bir adam çıkmadıkça dünyanın sonu gelmez. Onun ismi benim ismime, babasının imsi de benim babamın ismine benzer.”

Âlimler; Mehdi hakkında gelen hadisleri değerlendirirken üç ayrı görüşe ayrılırlar;

1) Hadislerin mütevatir (kesin) olduğunu söleyenler.

2) Hadislerin mütevatir olmayıp sahih olduğunu söleyenler.

3) Hadislerin tamamının zayıf olduğunu söleyenler. Gerekçe ise mehdi hakkında gelen hadislerin Buhari ve Müslim sahihlerinde geçmemesidir.

         Mehdi hakkında gelen hadislerin mütevatir ve sahih olduğunu söyleyen alimler bu hadisleri, hadis kitaplarında ‘Kıyamet alametlerinden’ bölümünde tasnif etmişlerdir. Zira kıyamet günü gaybi bir mesele olduğu için onun ne zaman kopacağını ancak Allah bilir. Mehdi hakkında gelen hadislerin doğru olduğunu kabul edersek bu hadisleri; Resulüllah (صلى الله عليه وسلم)’in gelecek hakkında haber verdiği ve aynı zamanda hakkında haber verdiği olayların tahakkuk ettiği diğer hadisler gibi değerlendirmek gerekir. Misal olarak şu hadisler gibi:

عن أبي ذر رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم: إنكم ستفتحون مصر…) رواه مسلم

‘Şüphesiz siz Mısır’ı fethedeceksiniz….’

قوله صلى الله عليه وسلم عن طلحة بن عبيد الله رضي الله عنه: (مَن سرَّهُ أن ينظرَ إلى شهيدٍ يمشي على وجه الأرض فلينظر إلى طلحةَ بن عُبَيْدِ اللَّه) رواه الترمذي

Resulüllah (صلى الله عليه وسلم) şöyle buyurmuştur: ‘Yeryüzünde yürüyen bir şehid görmek isterse Talha bin Ubeydullah’a baksın.’ Zira bu sahabe daha sonra Hicri 36 senesinde Cemel savaşında şehid edilmiştir.

عن أبي هريرة رضي الله عنه عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أنه قال: “إِنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ لِهَذِهِ الْأُمَّةِ عَلَى رَأْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا” رواه أبو داؤد (رقم/4291) وصححه السخاوي في “المقاصد الحسنة” (149)، والألباني في “السلسلة الصحيحة” (رقم/599)

Ebu Hureyra’dan rivayetle Allah Resulü (صلى الله عليه وسلم) şöyle buyurmuştur: ‘Şüphesiz Allah, her yüz sene başında bu Ümmete dinini tazeleyen birini gönderecektir.’

عن جابر رضي الله عنه قال، قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: “يكون في آخر أمتي خليفةٌ يحثو المال حثوا لايعده عداً.” رواه مسلم

Cabir (r.a)’dan rivayet ile Resulüllah (صلى الله عليه وسلم) şöyle buyurmuştur: ‘Ümmetimin ahirinde bir halife olacak, parayı saymadan bol bol dağıtacaktır.’

Bir diğer hadiste ise şu ifade yer alıyor: ‘Sizin başınızda halifelerden biri parayı saymadan dağıtacaktır.’ Bu konu ile ilgili yukarıda sıraladığımız hadislerin toplamında şunları anlamak mümkündür:

1) İsa (a.s)’ın inişinden önce Mehdi isimli adil bir halifenin olacağını.

2)  Mehdi isimli bu adil halifenin birden fazla halifelerin sonuncusu olacağını.

3) Zira ‘Sizin başınızda halifelerden biri parayı saymadan dağıtacaktır.’ İfadesinin bunun delili olduğunu.

4) Bu konuda genel mefhum olarak zulmün baş gösterdiği ahir zamanda ve tam da herkesin bundan dolayı ümidini yitirdiği vakitte ‘adil halifelerin bulunacağının müjdesinin olacağını.

5) Genel prensip olarak Kur’an ve Sünnette geçen müjdeler beklenmez aranır ve peşine düşülür.

Zaman; yere çakılıp, oturup Mehdi’yi bekleme zamanı değil, aksine Mehdi’yi beklemek yerine elini taşın altına koyma, ümmete hidayet olma ve onun üzerindeki zulmü kaldırma zamanıdır. Zaman; kurtarıcı beklemek değil kurtarıcı olma zamanıdır. Zaman;ثم تكون خلافة على منهاج النبوة.. ‚…Sonra Nebevi metod üzere Hilafet olacaktır ‘ zamanıdır. Zira kurtarıcısını evinde oturup bekleyen rızkını bekleyip aramamalıdır. Rızkını beklemeyip arayan ise kurtarıcısını da beklemeyip arayandır.

Ahir zamanın kurtarıcısını beklemek, kurtarıcı olmamanın günahından kurtarmaz. Geçmiş halifelik makamını zedeleyen ve bu bağlamda yanlış uygulamalara karşı ‘Kurtarıcı Mehdi’ düşüncesinin baş gösterdiğine dair bir hadise duyulmamıştır. Aksine haksızlığı kaldırmak için Mehdi’yi beklemeksizin gereken tavır her daim gösterilmiştir.

İnsanların; içerisinde bulunduğumuz beşeri sistemin cehenneminden tek kurtarıcısı İslam’dır. Zamanımızı; bu kurtarıcının gelişini bekleyenlerle değil onu arayanlarla beraber geçirelim. Kurtarıcı beklemek ile onu aramak şuna benzer; duvara güzel manzara çizen mahir bir ressam ile ressamın çizdiği bu güzel manzara önünde selfie yapan kişi arasında fark gibidir.

Fuad Hamidoğlu

20.12.2019

Ayrıca...

Kur’an’ın işaret ettiği ‘Mustazaflar’ topluluğu kimlerdir?

Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي ۚ إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ” (Allah …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir