Home / News / YAZARLAR / Kenan Şahin / Tüm insanlığın muhtaç olduğu nizam; İslam

Tüm insanlığın muhtaç olduğu nizam; İslam

Tarihe bir göz attığımızda görürüz ki toplumların geleneklerini örflerini adetlerini ve kültürlerini şekillendiren kuşkusuz o toplum üzerine tatbik edilen nizamlardır. Hâkim ideolojinin benimsediği ölçü kanaat ve mefhumlar o toplum üzerinde etkin ve kabullenilen konumundadır.

Fertler hâkim olan ideolojinin ortaya koyduğu ölçü, kanaat ve çözümleri benimsemeseler de bir şekilde bundan etkilenmektedir. Tarihe bir göz attığımızda bunu çok açık şekilde görüyoruz. İslam’ın hâkim olduğu dönemlerde nasıl ki gayri Müslim teba İslam’dan etkilenmiş ise bugünde kapitalizm ideolojisinin ölçü, kanat ve çözümlerinin altında yaşayan insanlar bu ölçüyü benimsemese de bundan etkilenmekteler.

İslam beldelerinde Yaklaşık bir asırdır kapitalist nizam tatbik edilmektedir. İslam beldelerinde ki yaşayan Müslümanlara yüzeysel bir bakış bile bize bu etkilenmeyi bariz bir şekilde göstermekte. Yaşamanın amacı bu dünya hayatı odaklı olan Müslümanlar, geleceği ve hayatta yaşamanın amacı hakkında hiçbir bakış açısı olmadan, hedefsiz yaşayan gençler bizlere bunu açık şekilde göstermektedir.

Bununla birlikte Kapitalist ideolojinin insanlara vaad ettikleri ile onlara verdikleri arasında büyük bir çelişkinin olduğu ise gören her göz için çok bariz bir şekilde ortada.

Kapitalizmin insanlara vaad ettiği ve kutsal olarak addedip varlığını ona adadığı hürriyetler vardır. Bunlar;

-İnanç hürriyeti ki; insanların dilediği şekilde istediği dine girip çıkma veya inanmama serbestliği vardır.

-Fikir hürriyeti ki; insan istediği fikir ve düşünceyi benimseyip onu savunma ve topluma hâkim kılmayı düşünebilir.

-Mülkiyet hürriyeti ki; insanlar istediği şeyi istediği yolla mülk edinebilir.

-Şahsi hürriyet ise; insan yaşadığı toplum içerisinde kendini istediği şekilde resmedebilir.

İşte bu hürriyetler Kapitalizmin ortaya koyduğu ve kutsal olarak addettiği hususlardır. Ancak kendi çıkış noktası ve kutsal olarak addettiği bu değerleri ise günümüzde şahsi ve bazı kurumsal menfaatler karşısında yok saymakta ve rahatlıkla istismar etmektedirler.

Özellikle söz konusu İslam ve Müslümanlar olduğunda çok açık bir şekilde bu özgürlükler hiçe sayılmaktadır. (Şunu burada belirtelim ki; İslam başlı başına bir ideoloji olduğu için İslam’dan olmayan bu özgürlüklere İslam’ın ihtiyacı yoktur.)

İslam beldelerinde küfür nizamları hakim olduğundan dolayı gayri İslami her türlü fikir ve yaşam tarzı özgürlükler adı altında serbest bir şekilde yaşanıp teşvik edilirken bunun aksine Müslümanların İnançları ve fikirlerinden dolayı en temel hakları olan yaşam hakları dahi ellerinden alınmaktadır.  Hatta öyle ki; kendi mahkemelerinin hilafına kendi kanun ve yasalarını hiçe sayarak Müslümanlara yıllarca hapis cezaları verilebilmektedir.

Batı dünyasında ise; İslam ve Müslümanlar hakkında oluşturulan kamuoyu/İslam fobi ile Müslümanlara karşı yapılan bu ihlaller batı halkları tarafından kabullenilir olmuştur. Son olarak yaşadığımız Rasullullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e yapılan hakaret karikatürlerinde olduğu gibi. Rasullullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e yapılan hakaretler fikir özgürlüğü olarak sayılırken bizzat bu işin başını çeken Macron’un şahsına yapılanlar suç sayılıp mahkemelik olup yargıya taşınmıştır.

Batı dünyası kendi sömürü ve bekasının sürekliliği için halkına İslam ve Müslümanları bir öcü olarak göstermeyi hedeflemiş ve Müslüman eşittir terörist algısını oluşturmayı başarmıştır. Müslümanlar hedef tahtasına otutturulmuştur. Bu minvalde batının kutsal olarak kabul ettiği değerlerinin ihlali söz konusu olduğunda Müslümanlara saldırı meşru olarak görülmeye başlanmış durumdadır.

İslam devleti Hilafet yıkıldıktan sonra/bir asrı geçkin dünyanın liderliğini yüklenen kapitalizm ve onun mucidi batı günümüze kadar hâkim olduğu zamanda/süreçte tüm insanlığı karanlıklar içerisine sürüklemiş, ekini ve nesli helak edecek birçok icraatlara imza atmıştır. Gelinen süreçte insanlığa huzur ve mutluluğu veremeyen kapitalist ideoloji ve onun bayraktarları insanların büyük çoğunluğu nezdinde saygı ve meşruiyetini yitirmeye başlamıştır.

Bugün kapitalizmin aç gözlülüğünden herkes ve her şey nasibini almıştır. Allahu Teâlâ’nın Bakara suresi 205. Ayette beyan ettiği gibi;

“İşbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara 205) hakikati çerçevesinde tek dişi kalmış batı bizzat tüm insanlığa bozgunculuğunu/nizamının içyüzünü göstermiştir.

Kapitalizmin/kapitalistlerin daha fazla kazanma hırsı onları eşyanın fıtratını bozmaya yöneltmiş, hormonlu gıdalarla beslenen insan sağlığı hiç sayılmış, ekin ve uygulanılan gayri insani nizamla nesli yok edecek aç gözlülükleri ortaya çıkmıştır.

Bir yılı aşkın süredir tüm dünyayı saran Corona sürecinde kapitalizmin bayraktarlarının ortaya koyduğu icraatlar ve kendi toplumlarına yaptıkları ve yapamadıkları da bu hususu çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

Zira onların hayata menfaat eksenli bakışları; toplumlarındaki yaşlı insanların menfaatinin kalmaması nedeniyle onların bakım evlerinde ölüme terkedilmelerine neden olmuştur.

Yine kapitalist nizamın uygulayıcıları olan tüm devletler kendilerine hizmet etmek için geldiklerini iddia ettikleri halklarını sömürmekteler. Tüm halkların sırtına yapışmış ve onların kanlarını emen asalak gibi halkı kendilerine ve sermaye sahiplerine köle yapmış durumdalar. Öyle ki artık günümüzde kapitalizme atfen “modern komünizm” söylemini oldukça fazla duymaktayız.(alternatif ideoloji)

Bir yılı aşkın zamandır tüm dünyayı etkisine alan ve tüm dünya da sağlık alanında olduğu kadar ekonomik anlamda da dünya halklarına sıkıntı veren korona dönemine baktığımızda bile bunu rahat bir şekilde görmekteyiz. Sadece bu yılın Mart ayı ile Temmuz ayı verilerine göre dünyadaki milyarderlerin servetleri %27 oranında artmış durumdadır. Örneğin;

ABD’nin en zengin 12 kişisinin serveti, koronavirüs salgını döneminde 1 trilyon doları aştı. Bu, yaklaşık yüzde 40’lık bir artışa tekabül ediyor.

12 zengin salgın sırasında servetlerine toplam 283 milyar dolar kattı.

Politika Çalışmaları Merkezi (IPS) adlı düşünce kuruluşunun Forbes ve Bloomberg’in verilerini temel alarak hazırladığı rapora göre, ABD’de koronavirüs salgınında hane halkı geliri ise yüzde 5,6 oranında düştü.

Bugün sadece Müslümanlar için değil genel olarakta tüm insanlığı batmış olduğu bu bataklıktan çıkaracak, insanca, onurluca tüm insanlığa yaşam hakkı tanıyacak İslam devletine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Zira bugün kapitalizm sadece Müslümanlarla kalmayıp tüm insanlığı uçurumun kenarına sürüklemiştir.

Geçmişte olduğu gibi bugünde İslam; insan fıtratına uygun olan, insanı insan olarak ele alan nizamı ile özelde Müslümanlara genelde ise tüm insanlığa insan onuruna yakışır bir hayatı temin edecek yegâne nizamdır. Zira İslam hayatın tüm alanını kapsayan hüküm, fikir ve çözümler ortaya koymuş ve bunların tatbik metodunu izah etmiştir.

Eğitim alanında,

Sağlık alanında,

İktisadi alanda,

İçtimai alanda,

Ve yönetim nizamı ile de bu hususların hepsinin tatbik ve uygulama keyfiyetini gerçekleştirmiştir. Ve yine devlet olma bilinci ile tebaasının dinini, canını, malını, ırzını, korumak ve garanti altına almak sureti ile de devlet olmanın gereğinin halkı sömürmek olmadığını, tam aksine halka hizmet olduğunu göstermiştir.

1300 yıllık İslam tarihine baktığımızda yolsuzluk ve halkın servetlerini sömüren yöneticilerle değil, “ümmet daha iyisini yemedikçe benim boğazımdan da inmeyecektir” diyen halifelerle, “ben servetimin bu kadarını vali iken elde ettim” deyip geri devlete iade eden valilerle ve daha nice örneklerle karşılaşırız.

İşte, bugün bizlere düşen sorumluluk Alemlerin rabbi Allahu Teâlâ’ya kulluk bilinci ile hayatımızı yaşamak ve bizi kendine ibadet etmek için yarattığını unutmamaktır. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurdu:

Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (zariyat 56)

Bu düşünceden hareketle Alemlerin rabbi olan Allah’ın aleme nizam olarak gönderdiği ve O’nun habibinin “Ya bun din hakim olur yada ben bu uğurda helak olurum” dediği nizamı hayatımıza indirmek için azimlerimizi bilemeli ve gayretlerimizi artırmalıyız.

Bizim hem dünya hem de ukba saadetimizi temin edecek ameller bizim Allah (cc)’yi razı etmek için ortaya koyacağımız amellerden başkası değildir.

O halde! hem dünya hem de ahiret mutluluğunu elde etmek için, alemlerin Rabbi olan Allah’ın nizamının Alemde hakim olması için var gücümüzle çalışmaktan bizleri ne alıkoyabilir!?..

Sonuç olarak dünyaya yön veren kapitalizm bugün insanlığı düştüğü bu karanlıklardan çıkarmaya muktedir olmayan bir nizamdır. Zira bu karanlığın müsebbibi bizzat kapitalist nizamın kendisidir.

Bugün insanlığı bu karanlık dehlizlerden çıkaracak olan bir hayat nizamı olarak tatbik edilmek sureti ile İslam nizamı ve onun tatbik mercii olan Hilafetten başkası değildir.

O zaman bizler İslam’ı hayata hâkim kılıp onun eğitim, sağlık, ekonomi, iç ve dış siyasetini hayata tatbik etmenin yolu olan Hilafet devleti için siyasi ve ideolojik bir parti ile çalışmalıyız.

Ancak siyasi ve ideolojik bir parti bugün hayatta hâkim olan fasit nizamı kaldırıp yerine doğru ve insanları kalkındıracak doğru bir ideolojiyi hâkim kılabilir ki oda İslam ideolojisinden başkası değildir.

O halde İslam’ı kendisine ideoloji olarak benimseyen siyasi bir parti ile çalışmak bugün yegâne kurtuluş reçetemizdir.

Kenan şahin

Ayrıca...

Devlet nedir?

İnsanoğlu yaratılışı itibari ile sosyal bir varlıktır. Ve birlikte yaşamaya meyillidir. Bu birlikte yaşamada insanlar …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir