Home / News / YAZARLAR / Kenan Şahin / Fetih ve Müjde
fetih-ve-mujde-kenan-sahin

Fetih ve Müjde

Ümmetlerin tarihinde, bu ümmetlerin gurur kaynağı olan aydınlık günler vardır. İslam Ümmetinin tarihi ise bugün hala gururla yâd ettiğimiz sayılamayacak nice fütuhatlar ve kahramanlıklarla doludur. Bunların en bariz olanlarından birisi ise kuşkusuz İstanbul’un fethidir. Yaklaşık olarak bin yıllık bir dönem varlığını sürdüren Bizans İmparatorluğu veya diğer bir adı ile Doğu Roma İmparatorluğunun fethedilerek tarihte yeni bir çağın açılmasıdır.

Üstelik Venedik ve Cenevizlerinde yardımı ve Papalık ve Macaristan devletinin de desteği olmasına rağmen bu şanlı fetih gerçekleşmiştir.

 Bu fetihleri yapan İslam toplumunu ise İslam Tarihte eşine rastlanmayan bir başarı ile oluşturmuştur. Birbirlerine kan davası güden ve bir araya gelmeleri imkânsız diye bakılan kabileleri bir araya getirmiş ve 23 yıl gibi kısa bir sürede eşine rastlanmayan bir toplum inşa etmiştir.

Yine sonraki 10 yıl içinde Kuzey Afrika’dan Çin’e kadar uzanan o zamanın en modern ve güçlü ülkelerine de hâkim olmuştur. Tarihte bu kadar, hatta belki bundan da kısa zamanda daha geniş coğrafyalara uzanan fetihler yapılmıştır. Ancak bu fetihler; varlığını sürekli kılacak dinamiklerden mahrum kalmış, ekseriyet kurucularıyla birlikte dağılıp giden maddî kuvvetlerden ibaret kalmış, zamanla silinip giderek geride yalnızca kötü hâtıralar bırakmıştır.

İslâm’ın yayılışını onlardan ayırıp müstesna kılan husus girdiği yerlerdeki insanların kalplerini kazanması ve orada varlığını sürekli kılabilmesidir. Bunun da nedeni Fetih anlayışı ile bu bölgelerin İslam’ın hâkimiyetine alınmış olmasıdır.

Fetih kelime anlamı olarak: Bir ülkeyi ya da bir kenti savaşarak ele geçirme, savaşarak alma olarak tarif edilmiş ve bu tariften hareketle bazı kişiler İslami fetihleri İşgal ile aynı kefeye koyma gayretleri içerisine girmişlerdir. Ancak şeri hükümlerin uygulama keyfiyeti ve 14 asırlık İslam tarihine bakıldığında gören her göz için açıktır ki İslami fetihler Kapitalizmin işgalinden çok farklıdır. İki günlük kapitalizm ve onun bayraktarları bir avuç zümrenin menfaati için dünyaya ölüm saçmış arzı ifsat etmiş nesli katletmiştir. Kısacık tarihleri bu hakikatlerle doludur.

Kapitalizmin bayraktarlığını yapan kâfirler Müslüman beldelere yaptıkları saldırılarda Sadece 1979 ile 2010 yılları arasında 11 milyon insan katletmiştir. Yine aynı dönem içinde 60 milyon insanı sakat bırakmıştır.

Romen tarihçi Nicolae İorga Bu hakikati şu sözlerle anlatmıştır. Avrupa ordusu bir ülkeden geçti mi o ülkenin halkı felakete uğrardı. Biz bu hakikati körfez savaşında Irak’ta ziyadesi ile gördük. Kâfirler insanların canlarını, mallarını, onur ve hasiyetlerini hiç önemsemezler onlar için tek gerçek vardır oda menfaatleridir.

İslam’daki fetih işgalden farklıdır. İslam insanlara hayat vermek için fetihleri yapar.

Allah Azze ve celle şöyle buyurdu:

Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! ……… (Enfal 39)

İşte Müslümanlar bu ilahi emirden hareketle fetihleri yaparlar. 

Fetih İslam’ın önündeki maddi engelleri kaldırmak için yapılan savaştır. Amaç insanlara rahmet olarak gönderilen dinin insanlara ulaşmasıdır. Allah bu dini insanlara rahmet olması için göndermiştir. Kuran-ı  kerimde bu hakikati Allah cc. şu şekilde beyan etti:

 “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)

 İşte fetihler bu bakış açısı ile yapıldı ve Müslümanlar gittikleri her yere hayat götürdüler. Bu hakikati Romen tarihçi Nicolae İorga yukarıda zikrettiğimiz sözlerinin devamında şu şekilde anlatıyor. Lakin Müslüman ordusu geçtiği ülkeye hayat verirdi.

Bizim ordumuz Rahmeti, rahmet olan İslam’ı insanlara ulaştırmak ve onlara yaşam vermek için yola çıkardı. O ordunun komutanları ordu daha yola çıkmadan bu hakikati orduya hatırlatırdı. Rasul (sav) ve onun ayak izlerini takip eden Halifeler bizim en belirgin örneklerimizdir. Rasul (sav) Usame’nin ordusu hazırlandığında onlara şöyle demişti:   “Ahde vefasızlık etmeyiniz! Küçük çocukları ve kadınları öldürmeyiniz!” (Megazî, 3:1117-1118; Tabakât, 2:190)

Yine Rasulullahın Halifesi Ebu Bekir ra. Sefere çıkmak için hazırlanan orduya şöyle nasihat ediyor: “ Kardeşlerim vardığınız düşman topraklarında henüz savaş nedir bilmeyen masum çocukları sakın korkutmayın. Çocuk öldürmek gibi bir vahşet geçmişteki cehalet karanlıklarında kalsın. Sakın ha günümüze taşıma vebalini yüklenmeyin. Savaşta karşınıza çıkmayan kadınlar sizin muhatabınız değildir. Size karşı koymaya gücü yetmeyen yaşlılar sizin muhatabınız değildir. Elinize geçecek ganimet malından sakın ha şahsınıza almayın. Namus ve iffetin her yerde İslam’ın koruması altında bulunduğunu unutmayın…..” (Taberî, Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, İbnü’l-Esîr)

İslam tarihi bu ve buna benzer yüzlerce örnek ile doludur. Şu husus bilinmeli ki Kâfirler yaptıkları işgalle ölüm yağdırırlar. İslam ise yaptığı fetihle Adaleti tesis eder.  Çünkü İslam insanlara rahmet olarak gönderilmiştir. Fetihler de bu rahmetin insanlara ulaşması, rahmetle insanlar arasında engel kalmaması için yapılır. Bu bilinçle yola çıkan ordu yukarda Nicolae İorga’nında dediği gibi gittiği yere ölüm, zulüm, aşağılama, hakaret değil adalet ve hayat götürür.

İşte İstanbul’un fethi bu gerçeğin hayat bulmuş örneklerinden biridir. Daha Fatih ordusu ile Bizans’a girmeden önce orda bazı dini gruplarda Osmanlı beklentisi oluşmuştu.

İstanbul tarih boyunca birçok kuşatmaya maruz kaldı ama bu surları aşmak ve müjdeye nail olmak Fatih sultan Mehmet hana nasip oldu. Bu hususu ise Rasul (sav) şöyle müjdeledi : “Kostantiniyye elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel bir komutandır, o ordu ne güzel bir ordudur.” (Ahmed)

Bu fetih ve müjde bize bir hakikati gösterdi ki oda Allah ve Rasulünün sözü haktır. Müjdelediği hakikatler gerçekleşecektir. Allah ve Rasulü yeryüzünün tamamının İslam’ın hâkimiyetine gireceğini bize müjdeledi. Rasul (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu:

«Allah yeryüzünü benim için katladı/dürdü. Ben de böylece yeryüzünün doğu ve batı her tarafını gördüm. Ümmetimin hükümranlığı benim için katlanan yerlerine kadar ulaşacaktır….  

Bugün bu ve buna benzer birçok müjdeli haberle İslam ümmeti müjdelendi ve hâkimiyet ve üstünlüğün Müslümanlara geçeceğini vurguladı. Hâkimiyetin Müslümanlara geçmesi ise bugün yeryüzünün tamamında Müslümanları temsil edecek ve koruyacak olan Hilafet’in ikamesi ile mümkündür.

Bu hususu da Allah ve resulü bize bildirdi. Nur suresi 55. Ayette Allah (cc) şöyle buyurdu:

  Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

Yine Rasul(sav) de hadisi şerifte şöyle buyurdu:

Allah’ın olmasını dilediği kadar aranızda Nübüvvet olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet Minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra Isırıcı Meliklik olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu da kaldıracaktır. Sonra Zorba Diktatörlük olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır.” Sonra sükut etti. [Ahmed tahric etti]

“Ancak bu, gökyüzünden bizlere yol gösterecek meleklerin inmesiyle gerçekleşmeyecektir. Bilakis biz Allah’a yardım edersek Allah da bize yardım eder şeklindeki Allah’ın sünnetiyle gerçekleşecektir. Bu yüzden Allah’ın şeriatını ikame etmeli, devleti için seslerimizi yükseltmeli, elimizden gelen gücü hazırlamalı ve sonra da Allah yolunda cihat etmeliyiz. İşte o zaman yeryüzü Allah ve Rasulünün  müjdesiyle aydınlanacağı gibi yine yeryüzü yeniden Hilafet’in gelişiyle aydınlanacaktır.”

Tekrardan fetihlere kavuşmak hem de müjdelere nail olmak için azimlerimizi bilemeliyiz. İslam’ı davet ve cihad yolu ile dünyaya taşıyacak olan Hilafet devletinin ikame etme yolunda tüm çabamızı ortaya koymalıyız. Ancak o zaman Allah ve Rasulünün bizi müjdelediği o müjdelere nail olabiliriz.

Allah ve Rasulünün sözü haktır. Bu müjdeler elbette gerçekleşecektir. Bu müjdelerin bizim elimizle gerçekleşmesi için elimizden gelen gayreti sarf edelim. İşte o zaman Rasulün vaad ettiği Roma’nın fethi ve bu dinin tüm yeryüzüne hâkim olması müjdesine nail olabilelim.

Rabbimiz bize müjdelenen fetihleri yapacak Hilafete nail olup müjdelere erişmeyi nasip etsin.

Kenan Şahin

Ayrıca...

Devlet nedir?

İnsanoğlu yaratılışı itibari ile sosyal bir varlıktır. Ve birlikte yaşamaya meyillidir. Bu birlikte yaşamada insanlar …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir