Home / News / YAZARLAR / Mehmet Yıldız / Gazze’nin İşgali Zihinlerin İşgali İle Başladı

Gazze’nin İşgali Zihinlerin İşgali İle Başladı

Ey Müslümanlar! Kâfirlere Teşebbühe (benzemeye) Özenmeyin:

BU ÜMMETİN FELAKETİ (BEYİN ÖLÜMÜ) NEFİSLERİN VE ZİHİNLERİN İŞGALİ İLE BAŞLAMIŞTIR.

Bir milleti bir toplumu yok etmek isterseniz askeri işgale gerek yok. Ona tarihini geçmişini unutturup dilini ve dinini bozmak yeterlidir. Özellikle insan zihninin işgal edildiği durumlarda bu denge bozulmaktadır. İşgal altındaki zihin, özgür iradesini yitirir; kişi, kendi kararlarını veremeyen, doğru tepki gösteremeyen ve bireyselliğini kaybeden bir varlığa dönüşür. Daha da ötesi, zamanla bu şekilde hayatını sürdüren insanın ruhu da etkilenir. Ruhu işgal edilmiş bir insan için artık geri dönülmesi zor bir karanlık süreç başlamış demektir. İşte bu açıdandır ki; Bir milleti yok etmek istiyorsan Atom bombasına ihtiyacın yoktur. Zihinlerini, kültürlerini işgal etmek yeterlidir. Zihinlerin işgali atom bombasıyla yapılan işgalden çok daha kötüdür.

İşte günümüz dünyası böyle değil midir? Zihinlerin ve fikirlerin işgali ümmette haram kavramının içini boşaltmıştır.

Zihin kabı ağzına kadar lüzumsuz çer çöple dolu olan insan, elbette ihtiyacı olan konulara odaklanamayacak, yeni özgün fikirler üretemeyecek ve derinlemesine aydın ve derin düşünme kabiliyetini kaybedecektir. Bugün İslam âleminin konumu bu değil mi. Zihinleri çer çöp ile dolu değil mi? Milyarlarca Müslümana yaşadığı hayatın ve sistemin kötü ve pis olduğunu söyleyeceksin ve o kötü ve pis şeyden rahatsızlık duymuyorsan o sistem içinde boğulmuşsundur, zihinlerdeki gayri İslami fikirler ve duygular İslami fikirlerle değişmedikçe dünyada huzur ve adaletten bahsetmek aptallık olur.

Bir toplum nefislerindekini değiştirmeden          Allah o toplumun halini değiştirmez. (Rad 11)

Zihinlerin işgali Sadece bir toprak parçasının ele geçirilmesinin ötesinde, insanın en mahrem alanlarının, -düşünce ve ruh dünyasının- işgali, elbette çok daha tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Örneğin İslam ülkelerin durumu; nefislerin ve zihinlerin değişmesiyle beraber, dünya sevgisinin öne çıkmasıyla dünyada farklı kulvarda koşmaktadır. Bize Bir dindar Müslümanları uyutacak birde milliyetçilik naraları atacak adamlar lazım diyerek Müslümanları parçaladılar. Başta Türkiye ve İslam ülkelerinde manevi değerlerin yok olmasıyla dünyada neler değişti

Andolsun biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; onları karada ve denizde taşıdık, kendilerine güzel güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık. (İsra 70)

Diyen Allah İslam’ı temsil eden, Hilafet devletinin kalkmasıyla zihinlerin ve nefislerin değişmesiyle, nelerin değiştiğini de vurgulamakta.

Biz insanı en güzel biçimde yarattık..

Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına kaktık.

Ancak iman edip yararlı işler yapan kimseler başka; onlar için kesilmez bir mükâfat vardır.

O halde artık sana dini ne yalanlatabilir?

Allah hâkimlerin hâkimi değil mi? Tin suresi. ( Tin 4-8)

“Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar, böyle kimselerle memleket kalkınmaz, onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız” diyen M. Kemal gibi düşünenler. Zihinlerin işgali ile meşgul olmuşlardır.

Allah’ın hâkimiyetini Kabul etmeyenlerin şeytani yollara başvurmalarının amacı zihinlerin ve fikirlerin işgalidir. Zihinlerin işgali ile Küfür rejimlerini savunanların amacı; Köle ruhlu maneviyatsız insanlar yetiştirmektir.

Dünyada en azılı İslam düşmanları İslam ülkelerindedir. Özelde Türkiye’deler. Duygu ve düşünceleri değiştirmek için asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış Osmanlı hilafet devletinin yerine kurulan,

Türkiye’yi kim dinsiz yaptı? Kendisi Sabetay yani Yahudi olan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, büyük bir ısrarla Devletin dini kısmından İslam ibaresinin çıkartılması gerektiğini savunuyordu.

Aras, İslam dininin Türklerin değil Arapların dini olduğunu, Türkiye’nin Batılılaşmak istiyorsa bu dini terk etmesi gerektiğini iddia ediyordu.

Tevfik Rüştü Aras bu kanaatini her yerde haykıracağını söyleyince, Karabekir Paşa’nın tepesi attı;

-”Teşkilatı Esasiyede dinimizin İslâm olduğu yazılıdır Tevfik Rüştü Bey. Hangi kanaati haykıracaksın? Hıristiyanlığı mı?”

Cevap Yahudi Aras yerine Türkçü gözüken dönemin Adliye Vekili Mahmut Esad Bozkurt’tan geldi;

– Evet Hristiyanlığı. Çünkü İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve bize de kimse ehemmiyet vermez.”

Ne kadar acı değil mi?

Sözde Türkçü, Türk milletinin dininin Hıristiyanlık olmasını istiyor. Bu zihniyeti işgal edilmiş insanlardan basari ve fikri kalkınma beklenemez.

Netice olarak insanlık tarihinde kültürel değerlerini koruyarak bağımsızlığını sürdürebilen toplumlar, gerçek anlamda var olmayı başarmışlardır. Sadece kendi kültürel kimliklerini muhafaza edebilen toplumlar, gelecek nesillere saygın bir miras bırakabilirler. Bugün zihinlerini, fikirlerini ve manevi değerlerini kaybeden İslam âleminin miras olarak bırakacakları hiç bir değer yoktur.

Her bir insanın önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçi melekler vardır. Bir toplum, içinde bulundukları iyi hâli değiştirmedikçe, Allah, onlara olan nimetini değiştirmez. Fakat Allah, bir topluma kendi günahları yüzünden bir kötülük dilediği zaman, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onları, Allah’tan başka koruyacak kimse de bulunmaz. (Rad 11)

Coğrafi işgalleri fark edebiliyoruz.  Ancak bedenimizin, zihnimizin, ruhumuzun işgal edilmesini fark edemiyoruz. Bundan dolayı Bir toplumu yok etmek istiyorsan Atom bombasına ihtiyaç yoktur. Sadece kültür ve eğitim kalitesini düşür yeter. Eğitimin çöküşü milletlerin çöküşü demektir. Bugün İslami eğitim kalitesi olamayan bir toplum adaletten bahsedemez. Savaşlarla işgal edilen bir toplum tekrar kurtulabilir. Bir toplumun zihinlerini işgal edersen o toplumun kurtulması zordur.

Zihinleri, düşünceleri, fikirleri işgal edilmiş bir toplum işgal edilen topraklardan daha kotu değil midir? Bugün dünya kapitalist ideolojinin, işgali altındadır. Bugün Terör örgütü ve işgal çetesi İsrail’i devlet olarak görmek, zihin iflasımızın resmi değil midir?

Bugün kapitalist ideoloji zihinlerin işgalinin meyvesini toplamaktadır, bugün sömürü aracı silahlar gözükse bile asıl sömürü aracı zihinlerin işgalidir. Bugün kapitalistler dünyaya bakarken menfaatle bakmaktalar, çıkarlarına uymayan, çıkarlarına karşı olanlar olursa güç kullanmaya başlarlar, silahla boyun eğdirmeye çalışılır. Bugün Gazze’de olduğu gibi, yani dün ne idi bugün nedir. Kendi akidesini unutup küfrün akidesi olan kapitalizmle zihinleri işgal edilmiş Müslümanlara bir mesaj.

Rasûlüm! Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları, ticaret yaparak kazanç sağlamaları sakın seni aldatmasın! Bu, çok kısa süreli bir faydalanmadan ibarettir. Sonunda o kâfirlerin varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir yataktır. (Ali İmran 196-197)

Kendi ideolojileri olan İslam’ı unutup batıla teslim olanlar hakkında ne acı değil midir?

İşte asırlarca dünyaya İslam’la hükmeden Osmanlı nerede, nefisleri ve zihinleri işgal edilmiş onlardan sonra gelen Osmanlı torunları neredeler. Şu bir gerçek ki Zihinlerin işgali, Eğitimin çöküşü milletlerin çöküşü demektir. Bir ülkeyi bir toplumun topraklarını işgal etmek isteyen egemen güçler önce misyonerler aracılığıyla o toplumun zihinlerindeki fikirleri yok ederler ki işgal etmek kolay olsun. İşte o günkü çalışmanın neticesini, yani bugün meyvesini topluyor batılılar. Zihinleri, fikirleri işgal edilmiş bir nesil yetiştirdiler. Bati hayranı düşmanına âşık bir nesil yetişmiştir. Akidesinin İslam olduğunu söyledikleri halde akidesini bilmeyen bir nesil Allah var deyip yok gibi yasayan bir nesil yetişmektedir.

İşte buna silahsız kültür, zihinsel işgal denir. Bu silahsız işgal kültürlerin yok olmasıyla başlar. Bugün İslam âlemi bunun acısını çekmektedir. Bunun içindir bu işgal türü bir milletin, bir toplumun yasarken ölümü demektir. Bugün anlaşılıyor ki dünya coğrafyasında işgal edilmemiş toplumlar yoktur. Özelde İslam âlemi onlarca parçaya bolünmüş genelde Müslüman olduğunu söyleyen halklar ise tamamen zihinsel, kültürel ve fikir olarak işgal edilmişlerdir. İslam akidesi unutulmuş Kapitalist akidesi genel olmasa da benimsenmiştir. Yönetim olarak demokrasi benimsenmiş İslam yalnız deyimlerde kalmıştır.

Müslüman olduğunu söyleyen münafıklar bugün en çok onlar dini bozmaya zihinleri batıl fikirlerle işgal etmeye çalışmaktadırlar.

 Size geldiklerinde “İnanıp güvendik” derler, oysa kâfir girerler, kâfir çıkarlar. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir. (Maide 61)

Bir milleti, toplumları esir almak istiyorsan savaşa ihtiyacın yoktur. O toplumun zihinlerini işgal edip manevi değerlerini yok edeceksin. Bugün yeryüzündeki Müslümanlarda olduğu gibi.  İşte kapitalist dünya bunu yapmaktadır. Bütün değerleri ellerinden alınmış toplumlar değersiz bir meta durumundadırlar.

Asırlarca haçlı ordularının yenemediği Müslümanları zihinlerin işgali ve kültür reformlarıyla yok ettiler. Yani Müslümanları zihinlerini gayri İslami fikirlerle işgal ettiler ve böylece bati değerleri öne çıktı, değer buldu. Yer altı ve yeryüzü servetleri onlara peşkeş çekildi. Batı kültürüne hayranlık duyan Müslümanlar kendi değerlerine yabancı ve düşman edildiler. Buda batılıların işini kolaylaştırmıştır.

Bugünlerde zihinlerin işgalinin ne olduğunu Gazze olayları göstermiştir. Gazze’ye hiç bir İslam ülkesi sahip çıkmadıkları gibi Gazze’yi lanete uğramış bir kavme saltanatları uğruna feda edilmiştir. Gerçekten zihinleri değişmemiş bir toplum olunsaydı Muhtasıp ve Abdülhamid gibi olunurdu. Müslümanlar bu şekil olmazlardı ama bugün özelde baştaki yöneticiler olmak üzere Müslümanların duygu ve düşünceleri kapitalist akide ile işgal edilmiştir. İslami zihinlerin gayri İslami fikirler ile işgalinin ne kadar acı verdiğini bugünlerde daha çok hissetmekteyiz.

Bundan 100 sene öncesinden bugünleri gören kapitalistler planlarını bugünü ve yarını düşünerek yapmışlardır. Müslümanların devleti olan Hilafeti zihniyeti değiştirilmiş insanlarla yıktılar. Yine yetiştirdikleri yöneticilerle kendi sistemleri olan kapitalizmi korumaktadırlar. Elinde büyük bir servet olan Hilafet devletini vereceksin, kıytırıktan bir demokrasi için sevinç bayramları kutlayacaksın. Bu olayların hepsi de göstermektedir ki kültürlerin ve zihinlerdeki fikirlerin işgali gerçekleşmiş, izzetin yerini zillet almış ve bende Müslümanlardanım diyen bir ülke ve toplumlar şaşkın ve ucuz kahramanlar eliyle ne olduklarını dahi bilmez olmuşlardır.

Müslümanları bu gayri İslami zihniyet sahibinin diliyle, onların fikirlerini ve tezlerini savunduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Yüz senedir yetişen bir nesil kendi kültürlerinin yabancısı ve bilmediklerinden dolayı batı kültürüne hayranlık duymaktadırlar.

Kim bir kavme benzerse oda onlardandır. (Ebu Davud)

Bugün İslâm ümmeti çok vahim bir durumda âdeta koma hali yaşamaktadır. Onları bu noktaya getiren husus Allah’ın dini olan İslâm’ın onların hayatlarından uzak oluşu ve şeri hükümleri unutup amellerindeki ölçüleri şaşırmış olmalarıdır. Amellerin ölçüsü batı kaynaklı heva ve heves olduğundan Müslümanlar kendi akidelerinin hükümlerini unutmanın neticesinde bugün kokuşmuş bati bataklığa doğru yuvarlanmaktadırlar.

Yoksa Cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kesin olarak bilip kabul eden kimseler için Allah’tan daha güzel hüküm sahibi kim olabilir? (Maide 50)

Günümüzde ne yazık ki zihinleri işgal edilmiş Müslümanlar iman ettikleri halde imanlarının gereğini yapmamakta amellerinde gevşeklik göstermektedirler. Rabbimizin emir ve nehiyleri doğrultusunda değil de, kendi heva ve hevesleri doğrultusunda hayatlarını tanzim etmektedirler. Bu durum onları rahatsız etmeyecek kadar tehlikeli boyuta ulaşmıştır.

“Rasul size ne getirdi ise onu alın, sizi neyden nehyetti ise ondan kaçının. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah’ın cezası şiddetlidir.” (Haşr 7).

Rasulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Sizden birinizin hevası ve arzusu benim getirdiğime (İslam şeriatına ve hükümlerine) tâbi olmadıkça, o kişi iman etmiş olmaz.”

Müslümanlar Bu ayete ve hadislere muhalefet etmektedirler. Resul sav.’in getirdiğini değil batının getirdiğini almaktadırlar. Bundan dolayı her ne kadar isimler İslam’a uygun olsa da duygu, düşünce ve fikirler batıldır. Zihinler karışmış, örf ve adetleri kaybolmuş, İslam akidesinden bağı koparılmış bir nesil, kısacası bütün değerleri işgal edilmiş bir toplum oluşturuldu.

Gerçekleri gizlemek için duygu sömürüsü yapan batılılar insan haklarından bahsederler onlara göre insan kim? Kendilerinden başkası insan değildir. İşte batılılar bugünlerde yine ne kadar bencil ve İslam düşmanı olduklarını Gazze’de göstermektedirler. Hayvanlara verdikleri değerleri hiç bir zaman kendilerinden olmayanlara vermediler. İnsan olarak ta görmediler. İşte bugün Gazze’de olan savaşta yüz binlerce insan yok edilirken hep galip gelenlerin, servetin yani paranın tarafında yerlerini aldılar. Şöyle bir bakin dünyaya eli kanlı olamayan bir ülke var mıdır? Batıda dünyada katliam yapmadıkları bir ülke bir toplum var mıdır? Elleri kana bulaşmayan bir kapitalist var mıdır? İşte bu yüz yılda kapitalizmi benimseyen İslam ülkelerinin liderleri de aynı değil midir? Onların, yani batılıların emrinde değiller midir? Kapitalizmi korumak için kendi halklarını yok etmiyorlar mı?

Evet, bu yüz yılda kapitalizm dünyaya hâkim konumda ve dünyaya kan ve gözyaşından başka ne verdi? Kapitalistlerin doyumsuzlukları dünyayı bu hale getirmiştir. Zihinleri işgal edilmiş Müslümanlar ise ne yazık ki batıya hayran olup onlara benzemektedir. İşte yüce Allah cc. şöyle buyurmaktadır.

Rasûlüm! Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları, ticaret yaparak kazanç sağlamaları sakın seni aldatmasın! Bu, çok kısa süreli bir faydalanmadan ibarettir. Sonunda o kâfirlerin varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir yataktır. (Ali İmran 196-197)

Bugün imam gazalinin dediği gibi; “akidesinden kültüründen koparılmış bir toplum dinen cahil demektir, cahillerle tartışma onları yenemezsin, cahilin yanında kitap gibi durun.” Bunun içindir ki İslam âlemi her konuda geri kalmıştır. Kendi akide ve kültürlerini kaybetmelerinin neticesi ortadadır. Onun içindir ki Müslümanlar akide ve kültürleri yozlaşmış olsa da yine de İslam’a inanmada kendilerini yeterli görmektedirler. Yani Müslümanlar kıyamda durdurdular ruküye vardılar ama secdeye varamıyorlar, teslim olamıyorlar. Bir toplumun topraklarını yok etmek, işgal etmek istiyorsan o toplumun değerlerini yok edeceksin. Buna kültür işgali denir. Savaş etmeden kazanılan toplum veya topraklar demektir.

İşte bugün batı bu metodu uyguluyor çünkü ideolojiler savaşı her ne kadar 1990’a karda varlığını göstermiş olsa da Varşova paktı ve NATO bitmiştir. Birinci dünya savaşından sonra kapitalizm dünyaya kültürünü kabul ettirmiştir. Bundan sonra zihinleri ve kültürleri işgal edilenler, edenlere başkaldırırsa diktatörler derler. Yok, bugün olduğu gibi kültürlerini kabul edersen demokrat derler. Sömürge için en iyi sen olursun aksi takdirde terörist olursun, buda senin fiziken yok olmandır.

Elbette ki her başlangıcın sonu da vardır. Bu yaşam sistemlerinden rahatsızlık duyan Akidesine sahip çıkanlar vardır. Allh cc. Bu şer ortamını değiştirmeyi far kılmıştır. Bunu yapmak içinde kitlesel olarak mücadele etmeyi farz kılmış ve bu mücadele içinde olanların da kurtuluşa erenler olacağını beyan etmiştir.

Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. (Ali imran 104)

Müslümanlar İslam’a sahip çıkarlar hem de dün olduğu gibi bugünde her konuda yine kalkınırlar. Kalkınmak için aslımıza dönmek lazım. Nasıl ki geçmişte cahiliyeden kurtulup İslam’la kalkınmışlar, insanlık bugünde aynı şekilde kalkınabilir. Önemli olan küfrün akidesinden kurtulup duygu, düşünce ve fikir birliğine varmak gerekir ki, hem dünya hem ahireti kurtaralım. Gerçekte ise Küfrün akidesinden kurtulup İslam akidesine teslim olan bir toplum İşgalden kurtulan toplum olalım. Kimliğine susamış böyle bir toplumun önünde böyle bir azmin önünde karşısında kim durabilir?

Cahiliye döneminde insanlar ateş çukurunun etrafında iken Rasul Efendimizin Peygamberliği ile o toplum üzerine Allah’u Teâlâ tarafından bir nur inmiş ve getirdiği Risaletle O’na tâbi olanlar nasıl kurtuluşa erdilerse, günümüzde gerek Müslümanların gerekse de tüm insanlığın kurtuluşunun tek çaresi batı değil kendi akideleri Risaletleridir.

Evet, İslâm insanlığın problemlerini doğru şekilde çözmeye kâdir tek ideolojidir. İnsanları küfür karanlığından ve nizamlarından çıkartıp vahiy nuruna ve hükümlerine ulaştıracak bir rahmettir.

“Müminler yalnız Allah’a güvenip bağlansınlar.” (Tövbe: 51)

İşte bugün asıla dönmek isteyenler, kendi akidelerini korumak isteyen Müslümanlar, tekrar örnek kabul ettikleri peygamberlerinin metoduyla yine kendi kalkanlarını (hilafet devletini) kurmaya çalışmalıdırlar. Aksi takdirde Rad suresinde buyrulduğu gibi olunur.

 Bir toplum, içinde bulundukları iyi hâli değiştirmedikçe, Allah, onlara olan nimetini değiştirmez. Fakat Allah, bir topluma kendi günahları yüzünden bir kötülük dilediği zaman, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onları, Allah’tan başka koruyacak kimse de bulunmaz. (Rad 11)

Bütün ameller ona bağlıdır cennetin kapsıda cehennem in kapsıda ona bağlıdır. Varlığı cehennemin kapısını kapar, yokluğu bugün olduğu gibi cehennemin kapısını acar.

Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir? (Tin 8)

Mehmet Yıldız

Ayrıca...

Kimlik

Allahü Teâlâ’ya hamd eder, O’ndan yardım dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allâh’a sığınırız. Allah …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir