Home / News / YAZARLAR / Mehmed Güney / İHANETİN DOĞUSU BATISI OLMAZ
ihanetin-dogusu-batisi-olmaz

İHANETİN DOĞUSU BATISI OLMAZ

“…Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir…” (Al-i İmran 161)

Günümüzde ihanet etrafımızı öylesine çevreledi ki ne taraftan ve nereden geleceği bilinmez oldu, geliş yönü zihinlerde karıştı. Gözümüzü uykudan açtığımızda güne ne tür ihanetlerle karşılaşacağımızı düşünürken geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda da hainlerin ihanetleri gecelerimizi sarmaya, uykularımızı kaçırmaya başladı.

 Sanki hayatın yeni yaşam biçimi gibi siyasetten evlere kadar ihanet çizgisi üzerinde seyreder olduk. Özellikle İslam aleminde Müslümanlar kasıtlı olarak ihanete özendiriliyor. Kokuşmuş kapitalist düzen içerisinde siyasetçisinden tutun toplumun bütün katmanlarına ihanet ve hainlik öğretiliyor. Siyasette ihanet edenler, aile içi ihanet edenler, ticarette ihanet edenler artık toplumun dışlanmayan nüvelerine dönüştü. Medya, medya altında diziler sanki kasıtlı ihanet öğretisi kusuyor. Öyle oldu ki artık nereden geleceğini, hangi yönden geleceğini keşfetmekte zorlandığımız ihanetin doğusu batısı kalmadı her an yanı başımızda, dibimizde bitiveriyor.

Siyasete bakıyorsunuz hiç bir tane temiz siyasetçi olmaz mı? İşte şu adam bu işi/ihaneti yapmaz diyorsunuz, belki daha cümlelerinizi bitirmeden ihanetine şahit oluyorsunuz. Siyasete adımını atar atmaz ihaneti, hainliği öğreniyor.

Siyasetçilerin ihanetine o kadar alıştırılmışız ki artık siyaseti ihanetler yumağı olarak algılamaya, sıradan görmeye, arkasından menfaatimize, çıkarlarımıza uygun olup-olmadığı hesaplarını yapmaya, yapanları da ellerimizin içi kızarana kadar alkışlamaya teveccüh etmişiz. Bırakın emr-i b’il-ma’ruf nehy-i ani’l-münker yapmayı, kızdırmamak için her türlü imkanları ayaklarının altına sermişiz. Tabi durum böyle olunca da bu noktada kimin kime ihanet yaptığı da o kadar önemli değil! Çünkü ihanet kazanç (!) kapısı olmuştur. Bundan dolayı da İslam âlemi tarihinde hiç olmadığı kadar İslam’a ve ümmete ihanet eden cemaatler ve kişiler çöplüğüne dönüşmüştür. Bunun adına da onurlu duruş, onurlu siyaset diyorlar. Oysa hainlik meslek haline dönüştürülmüş ve siyaset eşittir ihanet olmuştur.

İhanetin doğusu batısı olmaz dedik ya ihanetin büyüğü küçüğü arasında da fark olamaz. Küçük ihanetler büyük ihanetleri doğurur. Öyle de olmadı mı?! Görülmeyen, görmezlikten gelinen veya önemsenmeyen ufacık ihanetler yumak olup koskoca Hilafeti yutmadı mı?!.

Bu günde karartılan, insanlarımızca pekte önemsenmeyen, menfaatimiz icabı denilen bu günkü siyasetçilerin yaptıkları ihanetler İslam coğrafyasını hallaç pamuğuna çevirmedi mi? Kudüs Yahudilere peşkeş çekilirken, Keşmir Hindulara hediye edilirken, Suriye devrimi Ruslar, İran çeteleri ve Türkiye’nin girişimi ile çalınırken ihanetler birbiri ardına dönmedi mi?!. Maalesef ihanetlerin bol olduğu bir coğrafyaya dönüştük.

Artık Amerikalıların, Rusların, Çinin, Yahudilerin ihanetlerini konuşmuyoruz. İhanet sofrasından kalkmayan başımızdaki siyasetçilerin biraz sonra ümmetin üzerinde ne tür bir ihanet planladıkları, hangi ihaneti yapacağını, bu noktada efendilerini razı etmek için nasıl koşuştuklarını konuşuyoruz. Biz konuşurken içerde ve dışarıda ihanetleri sıralamaktan yoruluyoruz fakat ihanet sarhoşu siyasetçiler adeta bu işten zevk alıyor yorulmuyorlar. Bakın! Libya için nasıl koşuşturuyorlar!

Şeytan ve şeytanın yoldaşları ile arkadaş olanlar elbette bu ümmeti dost görmeyecek, ümmeti dışarıdan veya içeriden gelen ihanetlerden korumak için teşebbüse geçmeyeceklerdir. Bizzat kendileri ihanetin içerisindedir ve hayır kapılarının önünde şeytanın bekçileridirler. Allahu Teala şöyle buyurdu:

اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ

“Şüphe yok ki şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman bilin. Çünkü o kendisine uyacaklara yakıcı ateşin mahkûmlarından olsunlar diye çağrıda bulunur.” (Fatır 6)

Adı üstünde; ihanet! Hain yöneticilere, bunları destekleyenlere, onların ihanetlerine göz yumanlara, ortak olanlara sormak lazım; ihanetler sonucu bu ümmetten ateş çemberinden kurtulan oldu mu?  Yıkım üzerine yıkımdan, kardeş düşmanı olmaktan başka ne kazanmıştır?

 İşledikleri ihanetlerle zafer kazanmış edasıyla dolaşanlar işledikleri ihanetin boyutunu ne anlamak ne de görmek istemezler. Hatta ihanetlerinin açığa çıkartılmaması için önleyici ve koruyucu yasalar çıkartırlar. İhaneti işleyene hain demek suç sayılır. Bundan dolayı değil midir ki hain idarecilerin ihanetlerini ortaya çıkartan, onları deşifre eden onlarca-yüzlerce-binlerce Müslüman bu gün onların zulümle donatılmış hapishanelerinde yatmaktadır. Yani hain yöneticiler ihanetlerinin ortaya çıkartılmasını kendilerine ihanet olarak görüyorlar.

Hz. Huzeyfe Radıyyallau Anh anlatıyor: Peygamberimiz Sallalahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu:

“İlerde başınıza geçecek bazı âmirler / yetkililer olacak, hem zulmederler hem de yalan söylerler. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardımcı olursa, o benden değil, ben de ondan değilim. O kimse, Kevser havuzuna da gidemez. Fakat onların yalanlarını tasdik etmeyen ve zulümlerinde onlara yardımcı olmayan kimse ise, o da bendendir, ben de ondanım ve o Kevser havuzuna da gider.”  (Mecmau’z-zevaid, 5/248).

Elbette ihanetin bir kazananı bir de kaybedeni var. İslam’da ihanet ve hainlik en şiddetli bir şekilde yerilmiştir. Hainler kavuştukları imkânlara bakarak kendilerini kazananlar sınıfına koyabilirler. Hâlbuki nice ihanet eden hainler dünyada kazandıkları dünyalık ve unvanları ile helak olmuşlardır. Kimi ihanet çemberinden nemalanan hainler kapısında kul oldukları sahipleri tarafından en acımasız şekilde öldürülmüşlerdir. Asıl hesaplaşma kıyamet günüdür. Kıyamette de yukarıda ayette geçtiği gibi onlar ihanetleri ile haşredilip ve Allahu Teala tarafından en ağır cezaya çarptırılacaklardır.

Ebu Yala Makil b. Yesardan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın kendisine bir toplumun yöneticiliğini nasip etiği kimse, halkına hıyanet ederek ölürse, Allah ona cenneti haram kılar, buyurmuştur.” (Buhari, “Ahkam”, 8; Müslim, “İmân”, 227-228).

İhanetler er veya geç mutlaka ortaya çıkar ve bunu yapan hainler de mutlaka deşifre olurlar. Ve yine ihaneti ve hainleri deşifre eden mutlaka bir kitle, bir şahıs bulunur.

Allahu Teala’nın nuru ile bakan, O’na güvenen, O’na sığınan herkes Allahu Teâlâ’nın yardımı ile ihanetleri çözüp hainleri ortaya çıkartma noktasında emin olabilir. Onun yardımcısı Allahu Teâlâ’dır. 

Allahu Teala’dan niyazımız bütün Müslümanları her türlü ihanetten ve hainlerin oyunlarından korusun ve onların oyunlarını bir bir serdetmekte azmimizi artırsın.

Allah’ım! Bizi rızan doğrultusunda kazananlardan eyle. (Amin)

وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟

Ve Âhiru Da’vâhum eni-l Hamdu Lillâhi Rabbi-l ’Âlemîn

“…Onların dualarının sonu da, âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamddır.” (Yunus 10)

Mehmed Güney

Ayrıca...

batinin-islam-ummeti-kavramini-parcalama-plani

Batının “İslam ümmeti” kavramını parçalama planı

İslam ümmetinin farklı bir özelliği vardır. O da kavim, dil, ırk, meşrep farkı gözetmeksizin İslam …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir