Home / News / HABER / YORUM-İKTİBAS / AB Acil Sığınmacı Krizi Sığınmacılar Üzerindeki Şeytan Üçgenini Daraltmak İçindir
islam devleti default

AB Acil Sığınmacı Krizi Sığınmacılar Üzerindeki Şeytan Üçgenini Daraltmak İçindir

Haber:
Avrupa Birliği (AB) ve Balkan ülkeleri, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’ın çağrısı üzerine bu pazar günü yapılacak olağanüstü zirvede sığınmacı krizini ele alacak. Zira Almanya’ya ulaşmak isteyen binlerce mülteci, gittikçe kötüleşen koşullarda Batı Balkanlar boyunca tutsak kalmıştır. (Ajanslar)

Yorum:
Juncker’in ofisinden yapılan açıklamada, “Batı Balkanlardaki göç yolunda oluşmakta olan acil durumdan” dolayı devlet başkanları ve hükümetlerle olağanüstü bir görüşmenin gerektiği söylendi. AB komisyonunun çağrı metninde zirvenin hedefinin, “derhal uygulamaya konulacak ortak operasyonel sonuçlara varmak” olduğu bildirildi.

Bugüne kadar yapılan sözleşmeler, zirveler, anlaşmalar, görüşmeler ve toplantılar ne mültecilerin durumunu hafifletmiştir ne de göçün azaltılmasına katkıda bulunmuştur. Avrupa ülkeleri; binlerce göçmen yolları üzerinde ölümcül koşullara maruz kalırken, güya ellerinden gelenin en iyisini yapmış gibi görünerek sadece itibarlarını korumaya çalışmaktalar. Avrupa’ya ilk adım olan Yunanistan, her gün topraklarına giriş yapan yığınla mültecinin altında çaresiz kalmış durumda. Macaristan, jiletli tel duvarlar dikti. Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya mümkün oldukça çabuk bir şekilde mültecilerden kurtulmanın yollarını arıyorlar – veya alternatif olarak din değiştirip Hristiyan olmalarını öneriyorlar. Yaptıkları asıl iş ise göçmenleri polis ve askeri güç ile soğukta sınırlarında tutmak ve sadece sınır ülkelerinin izin verdiği kadar göçmenin geçişine izin vermektir. Avusturya’nın kampları zaten dolup taşmakta; o kadar ki mülteciler soğuk ve yağmurda açıkta geceliyor. Fransa’nın Calais kampına zaten orman kampı deniyor. Almanya kendine aşırı yüklenilmiş hissediyor, buna ilaveten artan yabancı düşmanlığıyla uğraşmak zorunda ki artık Avrupa’ya ve kendi topraklarına insan akınını durdurmak için Türkiye’den yardım istiyor.

Henüz bir haftadan az bir süre önce, göçmen krizinde daha fazla işbirliği istemek üzere Almanya şansölyesi Merkel Türkiye’deydi. Neticesinde, bir dizi yeni anlaşmalar ortaya çıktı, örneğin sahil güvenlik devriyelerini hızlandırmak, daha fazla insan kaçakçısı tutuklamak ve Suriye sınırında altı tane daha mülteci kabul merkezi kurmak üzere Avrupa Komisyonu’nun Türkiye’ye 3 milyar Euro vermesi gibi. Karşılığında Türkiye’nin 75 milyon vatandaşı için Almanya’ya giriş vizesi kaldırılacak ve uzun süredir bekletilen AB müzakereleri yeniden başlayacak.

Yeni çağın kavimler göçü haline gelmiş bu kitlesel göçün temel sebeplerini ele almak için tek bir yaklaşım dahi olmamıştır. Zaten neden olsun ki? Sorunun kaynağını ele almak, kapitalist güçlerin İslam beldelerini ve tüm üçüncü dünya ülkelerini kaosa sürüklemedeki habis rollerini itiraf etmeleri ve böylece bir de İslam beldelerindeki ve bilhassa Suriye’deki kapitalist güdülerini ve amaçlarını terk etmeleri anlamına gelir. Ve Türkiye de bu oyunun dışında kalmıyor. Birincisi, Türkiye’nin temel amacı ABD’nin Ortadoğu ve Suriye siyasetindeki ihtiyaçlarını karşılamaktır. İkincisi, Türkiye artan sayıda terörist saldırılar ve milliyetçi çatışmalarla sarsılan kendi topraklarındaki sorunları dahi halletmekten aciz.

Uzun sözün kısası; bu zirve hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Ne Avrupa ülkelerinin kendileri için, ne de bilhassa göçmenler için. Herhangi bir zirveden, anlaşmadan veya teşebbüsten elde edilecek sonuç ancak göçmenler üzerindeki şeytan üçgenini daraltacaktır ki bu da kapitalizmi korumak, kapitalist ülkeleri savaşlar, zulümler ve sömürüler aracılığı ile ayakta tutmak ve İslamı bastırmaktır. Zira onlar ideolojilerini asla değiştirmeyecektirler. Ancak Türkiye başta olmak üzere İslam beldeleri şunu açıkça görmek zorundadırlar ki; Müslümanların kendi ideolojileri ve onun kanun ve metotlarına sıkıca bağlı kaldıkları sürece, yüz yıllardan beri bu güne kadar kapitalist laik kâfirler hangi kirli planı izlediyseler de her zaman kendileri için bir felaketle sonuçlanmıştır.

Bu nedenle, kendi İslami ideolojisine geri dönüp, kapitalist ideolojiden ayrılıp ve böylece habis kapitalist efendilere teslimiyetten, hizmetkarlıktan ve itaatten kendini kurtarıp ve tekrar İslam sancağı altında birleşmek; İslam Ümmetini tekrar eski gücüne kavuşturacaktır ve böylece birincisi; İslam beldelerindeki fitnecileri yok edip savaşları, zulmü ve sömürgeyi sona erdirecektir ve ikincisi; Ümmete kendi vatanlarında izzetli hayatları sunacak olan tüm ihtiyaçlarını da temin edecektir.

Hizb ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Adına

Zehra Malik

http://www.hizb-ut-tahrir.info/info/turkish.php/contents_tr/entry_52504

Ayrıca...

Kar: Ruhani değil siyasi halifelik

Yıllardır halifeliği savunan Hizbu’t Tahrir’in Türkiye Medya Sorumlusu Mahmut Kar, Hilafetin ruhani değil siyasi olarak …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir