Home / News / HABER / YORUM-İKTİBAS / Aydınlanmaya Karşı Gerici Hareket – Osman Yıldız
islam devleti default

Aydınlanmaya Karşı Gerici Hareket – Osman Yıldız

Kim gerici? Kim aydın? Ortaya çıksın ki; toplum malum yapıyı da, deklarasyonda geçen iddiaların gerçekliğine de vakıf olsun! Hakikati deforme etmek, batıl ehlinin bir karakteridir. Ne yapıyorlar? Sap ile samanı birbirine karıştırıyorlar. Ak Parti karşıtlığı üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırıyorlar.

 

25 Şubat 2016 tarihinde “Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi” adı altında bir hareketin kurulduğu yayımlanan bir deklarasyon ile ilan edildi. Hareket Adına Çağrıyı; “Enver Aysever, Hüseyin Aygün, Kemal Okuyan, Orhan Gökdemir, Özlem Şen Abay, Barış Terkoğlu” gibi isimlerin yaptığı belirtildi. Biz kimiz? Başlığı altında ise “aşağıda saptanan kaygıları paylaşan ve buna karşı kayıtsız kalmayı içine sindiremeyen insanlarız” deniliyor.

Çeşitli şehirlerde Müslümanları tahkir eden toplantılar düzenleyen örgüt, kendilerine yönelik eleştirel haberler karşısında ise yaygara koparmaktalar ve hedef gösterildiklerini iddia etmekteler. Söz konusu toplantılar da “İmam Hatip Okullarına gitmenin bir adım sonrasını ise IŞİD” diyerek hedef kitlelerine karşı da bir korku yaymaktadırlar. Yani böylece adı geçen örgütte, IŞİD gibi korkudan besleniyor.

“Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi”nin yayımladığı deklarasyona şimdi kısaca bir göz atalım. Söz konusu deklarasyon, hareketin ne olduğu, fikir düzeyleri ve hedefleri hakkında bize yeterince bilgi veriyor.

Deklarasyon metni:

1-      Ak Parti, İslam devleti yolunda hızla ilerliyor. Eğitimi, hukuku ve toplumsal yaşamı dini kurallarla yönetmek için dini siyasete egemen kılmaya çalışıyor.

(Ak Parti için yapılan bu iddianın hiçbir tutarlı tarafı yoktur. Böyle bir iddiada bulunabilmek için azıcıkta olsa İslam esasına dayalı bir tane kanunun olması gerekmez mi? Kaldı ki; Ak Parti, kendi tüzüğünde laik bir parti olduğunu ifade etmektedir. Yine yasama da, yürütme de ve yargıda tamamen dini hayata karıştırmayan (laik) esası baz alıyorlar. Tüm bunlara rağmen böyle bir iddia havada kalmaktadır. Ama gerek Ak Parti içerisinde gerekse Ak Parti’ye oy veren Müslümanlar içerisinde böyle bir arzu ve istek var mı? Elbette ki var. Çünkü İslam akidesine sahip her Müslüman’ın böyle bir şeye karşı çıkması düşünülemez! Ancak Ak Parti’nin bizzat kendisi maalesef Müslümanların İslam’a olan bu susamışlığını istismar ettiği de bir gerçektir.)

2-      Ak Parti’nin, emeği sömürmesi, doğayı yok etmesi, iktidar partisinin dinci zihniyetine aykırı tüm fikirlerin ezilmesi, kadınlara dönük ayrımcılık ve eşitsizliklerin derinleşmesiyle İslam devleti projesi iyice belirginleşmiştir. Böylece Tarihsel kazanımların tümü yok edilip, bellekten silinerek karşı devrim tamamlanmış olacaktır.

(Öncelikle laik sistemden kaynaklanan sorunları, İslam devleti projesiyle ilişkilendirmek deve kuşu misali kendisini göstermektedir. Çünkü Hilafet sisteminde; emek sömürülmez. (“Ücretliye/işçiye hakkını, teri kurumadan önce verin!” hadis) Kadınlara yönelik ayrımcılık konusu da laik sistemin ortaya çıkarttığı bir meseledir. Çünkü İslam, erkeğe ve kadına ayrım yapmaksızın haklar vermiştir. Şer-i hükümler ile belirlediği haklar ise istisnadır. Yine İslam Devleti’nde doğa yok edilmez. Bu da tamamen laik kapitalist nizamın bir tezahürüdür. İsterseniz İslam devleti dönemindeki yerleşim yerleri ile Cumhuriyet dönemindeki yerleşim yerlerine bakılabilir. Dolayısıyla bahsi geçen tüm bu sorunlar; Cumhuriyetin ile ortaya çıkmış sorunlardır. Yani kazanımlarınızın elden gittiği yok, yola devam.)

3-      Parlamentoda laikliği savunan tek bir parti bulunmamaktadır.

(Kuyruklu yalan. Parlamentodaki partilerin tüzüklerine bakılsın A dan Z ye laik partilerdir. Bu iddia laik cenahtan kendilerine taban devşirebilmek adına yapılmış bir iddiadan başka bir şey değildir. Şimdi burada konuya ilişkin Partilerin yaptıkları icraatlara ve yapılan açıklamalara yer vermeye gerek yok. İsteyen bu bilgilere internetin iki tuşuna basarak ulaşabilir. Sadece şunu söyleyerek bu bahsi de kapatmak istiyorum. 1982 Anayasası Partiler kanununa göre laik esasın hiçbir şekilde dışına çıkmasına izin vermemektedir. Dolayısıyla iddia aslında tam tersidir. Yani İslam esaslı partilerin kurulması yasaktır.)

4-      Tehlike büyük, görev acildir. “Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi” bu göreve taliptir.

(Bize göre ise asıl tehlikenin laiklik olduğundan şüphe yok. “Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi”nin bu göreve talip olduğundan da şüphe yok. Çünkü tek besin kaynakları bu.)

5-      Türkiye’yi bir İslam Devletine çevirmek doğrultusunda atılan her adımı, başlatılan her uygulamayı, hazırlanan her yasayı, çıkartılan her kararnameyi takip edeceğiz.

(Bu konuda da hiç şüphe yok. Nitekim Hilafet’in kaldırılmasının yıl dönümü olan 3 Mart 2016 tarihinde Sol haber sitesine verilen röportajda Gazeteci Barış Terkoğlu şöyle diyor; “Hilafetin ilgası bizim cumhuriyetimizin en devrimci adımlarından biriydi.” http://haber.sol.org.tr/turkiye/hilafetin-kaldirilmasinin-yildonumunde-aydinlar-aydinlanma-hareketini-anlatti-147821

Yine bu karanlık hareket, İslami bir yaşam isteyen Müslümanları şikayet etmek için bir ihbar hattı kurdu.

http://www.aydinlanmahareketi.org/ Müslümanlara yönelik hakaret içeren açıklama da; “gelen ihbarlar değerlendirilerek gerekli hukuki ve siyasi girişimlerde bulunulacak” denilmektedir. İşte bu durum fikre karşı fikirle cevap veremeyen ancak acizlerin yapacağı bir girişimdir. Bu durum bu hareketin Cumhuriyeti kuran seleflerinin izinden gittiğini göstermektedir. Onlarda baskıyla, dipçikle ve zorla bu sistemi dayatmışlardı. 93 yıl sonra halefleri de aynı yolda gidiyor. Şimdi söyleyin kim gerici? Kim aydın?)

6-      Verdiğimiz mücadelenin, bildik çevrelerce “din düşmanlığı” biçiminde sunulmasına asla sessiz ve tepkisiz kalmayacağız. Laikliği keskin biçimde savunurken; milliyetçi, piyasacı savrulmalara asla izin vermeyeceğiz.
(Kendilerince bu açıklama ile aba altından yargı yolu ile sopa gösteriyorlar. Yaptıkları “din düşmanlığının” din düşmanlığı olarak kamuoyuna sunulmasını da istemiyorlar. Neden rahatsız oluyorlar? Çünkü bu toprakların mayasın da İslam var. İslam bu halkın hücrelerine kadar işlemiştir. Toplumun onları öyle tanımasını istemiyorlar. Mugalata yoluyla İslam düşmanlığı yapıyorlar. Farzların tacı olan Hilafet kurumuna yönelik saldırıyorlar. İşte buradan açıkça söylüyorum: “Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi” İslam dinine karşı düşmanlık yapmak, onunla savaşmak için kurulmuş bir örgüttür.)

7-      Yerli ve yabancı patronlar sömürü düzenini sürdürmek için dinin toplumsal ve siyasal alanda hakim kılınmasına muhtaçlar. Ülkenin bu noktaya gelmesinde pay sahibi oldukları kesin olan patronlardan laiklik kahramanları üretilmesine izin vermeyeceğiz.

(Bu durum laik sistem ile birlikte ortaya çıkmış bir durumdur. İslam devleti Hilafet sisteminde sömürü yoktur. Patronlar, laik düzende olduğu gibi yöneticilerin politikalarında etkili olamazlar. Tüm Müslümanlar Allah Subhanehu Ve Teala’nın kanunları karşısında eşittir. Ancak laik düzen esasından bozuk olduğu için yöneticilerden, onların politikalarına varana kadar sermaye sahipleri, sisteme etki ederler. Adı geçen bu örgüt, bahsi geçen bu konuyu nasıl yapacağı da ayrıca bir tartışma konusudur.)

Sonuç:

Deklarasyona imza atan malum şahısları az buçuk yıllardır tanıyoruz. Deklarasyon metninden de anlaşılacağı üzere İslam’ın (İ)’sinden bile rahatsız oldukları belli. Yalnız sadece rahatsız değiller! Aynı zaman da düşmanı oldukları fikrin de cahililer! Bunlar için Hz Ali Radiyallahu Anh diyor ki; “insan cahili olduğu şeyin düşmanıdır.”

Peki, bu harekete neden cevap veriyorum. Çünkü bu hareket direk İslam’ın mefhumlarına saldırıyor. Aynı zaman da kim gerici? Kim aydın? Ortaya çıksın ki; toplum malum yapıyı da, deklarasyonda geçen iddiaların gerçekliğine de vakıf olsun!
Hakikati deforme etmek, batıl ehlinin bir karakteridir. Ne yapıyorlar? Sap ile samanı birbirine karıştırıyorlar. Ak Parti karşıtlığı üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırıyorlar. Eğer niyetlerinde ciddi olmuş olsaydı adı geçen örgüt, Ak Parti’yi laik bir parti olduğu için laik esas üzerinden eleştirmesi gerekirdi. Mesele “üzüm yemek değil bağcıyı dövmek” olduğu için İslam’a yönelik öfkelerini böyle kusuyorlar. Azgınlıkta ve hadsizlikte seleflerinin yolundan gidiyorlar.
Peki, biz ne yapıyoruz?

@OYildiz99

Ayrıca...

Kar: Ruhani değil siyasi halifelik

Yıllardır halifeliği savunan Hizbu’t Tahrir’in Türkiye Medya Sorumlusu Mahmut Kar, Hilafetin ruhani değil siyasi olarak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir