Home / News / HABER / TÜRKİYE / Al-Monitör: ‘Büyümekte Olan Hizb-ut Tahrir, Türkiye’de Oldukça Aktif’
islam devleti default

Al-Monitör: ‘Büyümekte Olan Hizb-ut Tahrir, Türkiye’de Oldukça Aktif’

Al-Monitör: ‘Hizb-ut Tahrir, diğer gruplara ulaşmak için seminer ve konferanslar düzenliyor. Parti tartışmaya açık ve her zaman yerli ya da yabancı basının sorularını almaya istekli.’kokludegisim.net

Ortadaoğu’da 20’den fazla temsilciliği bulunan Al Monitör Haber/Analiz sitesi’nin yazarı Pınar Tremblay bu hafta köşesine Hizb-ut Tahrir Türkiye’nin faaliyetlerini taşıdı. çarpıcı ifadelerin yer aldığı makaleyi Köklü Değişim olarak okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz
 
İşte o yazı;
 
TÜRKİYE’NİN NABZI
 
Türkiye’de Hilafet’e Çağıran Yalnızca İslam Devleti (IŞİD) Değil
 
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 25 Nisan’da yeni anayasadan laiklik ilkesinin kaldırılmasını önererek bir gürültü kopmasına neden olmuştu. Laiklik 3 Mart 1924’te Osmanlı Hilafeti’nin kaldırılmasından bu yana dikenli bir konu olmuştur. Düşünürlerin İslamofobinin yükselen bir trend olduğunu gözlemlemeleriyle eş zamanlı olarak Türkiye’de hilafet düşüncesine duyulan ilgi büyüyor.
 
İslami grup Hizb-ut Tahrir, Ankara ve İstanbul’da hilafetin yeniden kurulmasına çağrıda bulunan ve Türkiye’deki teröre son vermek için ABD ve İngiliz büyükelçiliklerinin kapatılmasını talep eden bir konferanslar dizisine ev sahipliği yapıyor.
 
İslam Devleti (IŞİD)’den on yıllar önce 1953 yılında kurulan uluslararası İslami grup Hizb-ut Tahrir, Hilafetin yeniden kurulması nihai amacıyla ortaya çıktı. Küçük de olsa büyümekte olan adanmış takipçileriyle Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti, geçen yıl yürüyüşler, konferanslar ve seminerler düzenlemede oldukça aktif oldu.
 
Nisan ayında grup, “Sömürgeciler Gitsin, Terör Bitsin” başlıklı bir hafta süren bir sosyal medya kampanyası yürüttü. 22 Nisan’da ise “Terör Meselesi, Gerçek Failler ve Köklü Çözüm” konulu bir konferans düzenledi. Beş konuşmacı, çoğunluğu Müslüman ülkelerin, neden gittikçe artan sayıda çatışmalara maruz kaldığını, Türkiye’deki terör saldırılarının neden arttığını, bunların ardındaki gerçek faillerin kimler olduğunu ve bu sorunlar karşısında neler yapılması gerektiğini tartıştılar. Yanıtlar açık ve netti. Hizb-ut Tahrir üyeleri, Türkiye’deki sömürgeci güçlerin bunları desteklediğini ve terör ürettiğini söyledi. Bu nedenle, terör saldırılarını sona erdirmek için ABD ve İngiliz büyükelçiliklerinin kalıcı olarak kapatılmasını ve tüm personelinin sınırdışı edilmesini önerdiler. Hizb-ut Tahrir, doğrudan bu büyükelçiliklere Türkiye’yi terk etmelerini isteyen mektuplar gönderdi.
 
Hizb-ut Tahrir, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarını eleştirmekten çekinmiyor. Her ne kadar Hizb-ut Tahrir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Müslümanların haklarını savunmada oynadığı liderlik rolünü takdirle karşılasa da grup bunu yetersiz ve etkisiz buluyor. Hizb-ut Tahrir’in Türkiye’de terörü destekleyen Batılı ülkeler hakkındaki video sunumunun arkaplan fotoğrafları dokunaklıydı: İlk olarak Erdoğan’ın fotoğrafı Batı’ya sorduğu sözlerle beliriyordu: “Bizimle misiniz, PYD ile mi?” (PYD derken) Suriyeli bir Kürt grup olan Demokratik Birlik Partisi’ne atıfla. Sonra Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun fotoğrafı, açıklamasıyla beliriyordu: “PYD konusundaki görüş ayrılığı nedeniyle ABD ile küsecek değiliz.”
 
Hizb-ut Tahrir’in faaliyetleri, yalnızca artan destekçi sayısı değil, aynı zamanda öfkeli eleştiriler de üretiyor. 10 Mart’ta, laik değerleri destekleyen sivil toplum örgütleri, Hizb-ut Tahrir’in seminerlerine karşı savcılığa resmi bir suç duyurusunda bulundu. Sosyal medyada ise “bir terör örgütü Ankara’nın merkezinde nasıl konferanslar düzenleyebiliyor” diye soran bazı yorumlar ortaya çıktı. Bazı deneyimli uzmanlar, Hizb-ut Tahrir’in Türkiye’deki konferanslarının, cihatçılara ve IŞİD’e verilen Türk desteğinin bir göstergesi olduğunu belirttiler. Ama gerçekten durum bu mu?
 
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, Al-Monitor’e; “Sorulması gereken soru şu: ülkenin terör problemine sağlam ve güçlü çözümler öneren ve üyelerinin çakı bile taşımadığı bir grup, niçin terörizm ile suçlanıyor” diyordu.
 
Hizb-ut Tahrir, diğer gruplara ulaşmak için seminer ve konferanslar düzenliyor. Parti tartışmaya açık ve her zaman yerli ya da yabancı basının sorularını almaya istekli. Ancak bu bağlamda, Türk toplumu içindeki derin uçurumların, laik analistleri Hizb-ut Tahrir’e yaklaşmak ve onunla doğrudan konuşmaktan alıkoyduğunu görmek gerektiği söylenmeli. Ayrıca belirtmek gerekirse, Hizb-ut Tahrir üyeleri hemen hemen her zaman takım elbiseli, bazen kravatlı ve iyi bakımlı sakallarla görülüyor. Kadınlar varlıklarını ayrı bir bölümde sergilese de, Hizb-ut Tahrir yüzü tam kapatan peçeyi gerekli bulmuyor. Kadınlar organizasyonun etkin bir parçasını oluşturuyor.
 
Kar açıktı; “Hizb-ut Tahrir, herhangi bir yerde sivillere yönelik her saldırıyı kınar; İslam’da bu kabul edilemez. Ankara’da ki ABD ve İngiliz büyükelçiliklerine mektuplar teslim ettik, çünkü bu ikisinin, terörizmi destekleyen ülkeler olduğuna ve bizatihi kendilerinin terörizmi bitireceğine inanıyoruz. Zaman zaman Türk devletinin de iç politika hedefleri için bizzat terörizmi beslediğini kabul ediyoruz. Türk liderlerin (geçmişte) İngiltere’nin ve şimdi ABD hükümetlerinin takipçileri olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerle diplomatik, ekonomik ve politik bağları kesmek reel politiğe karşı olabilir. Ancak hatırlamalıyız ki reel politik sahip olduğunuz koşulları kabul etmeniz demektir. Sonra kısır döngülere giriyoruz. Reel politiğe göre hareket ederseniz, terörü nasıl sona erdirirsiniz?”
 
Milliyetçilik ve sömürgeciliğe karşı olan Hizb-ut Tahrir’e göre cevap Hilafetin yeniden kurulması. Grup, Hilafet mefhumunu karalamaya yönelik girişimler olarak IŞİD’in acımasız yöntemlerine de karşı ve bu grubu bir ABD projesi olarak görüyor. Nitekim peş peşe IŞİD saldırılarını kınadı. Kar, Al-Monitor’e çağdaş Türkiye’de Hilafet’in iki nedenden ötürü yaygın olarak tartışıldığını söylüyordu: IŞİD vahşeti ve Müslümanların bir liderden yoksun olduğu gerçeği. Pek çoklarına göre tartışma, Erdoğan’ın icracı cumhurbaşkanlığının yeterli olup olmadığı veya İslami bir birlik için Hilafet’in gerekip gerekmediği konusunda. Bu nedenle Mart ayı başlarında, Hizb-ut Tahrir’in İstanbul ve Ankara’da ki seminerleri, hilafetin nedenlerini sormuyor, aksine müminler için en iyi hilafetin nasıl olacağını tartışıyordu.
 
Kar şöyle diyordu: “Hilafet’e duydukları özlemle katılan 5.000’den fazla katılımcı bu seminerde bir araya geldi. Müslümanların Hilafet yönetimi altında yaşamalarına duyulan şiddetli arzu her zaman vardı, ama zaman zaman demokrasi gibi yabancı taleplerle bastırılıyordu. Bugün Türkiye de dahil bölgedeki Müslümanlar, demokrasi vaatlerinin kendilerini başarısız kıldığını ve bunun kendilerine ait bir yol olmadığını görüyor. Hizb-ut Tahrir, bu gerçekler hakkında Müslümanlara asla yalan söylemedi.” Kar ayrıca şu gözlemde bulunuyordu: “Türkiye’de siyaset sorunlara çözüm sağlamada başarısız.” Gerçekten de bu görüş, Türkiye’deki farklı dini gruplar ve sivil toplum örgütleri için ortak.
 
AKP karşıtı gruplar, AKP’nin yeni anayasada laik sistemi korumak konusunda güvenilir olup olamayacağı konusunda birbirleriyle kavga ederken, birçok İslami grup tüm Türkiye çapında gelişmekte. Arapça yazılı siyah bayraklı tüm grupları terörist olarak damgalamak ve her İslami grubu, bireysel taleplerini anlamaya çalışmadan eleştirmek, Türkiye’de laik sistemi ayakta tutmak için kullanılacak en etkili yöntem olmayabilir.
 
 

Ayrıca...

Gaziantep’te Köklü Değişim “HİLAFET” sayısını tanıttıkları için 7 Müslüman’a Gözaltı

Şanlıurfa’dan sonra Gaziantep’te de Köklü Değişim Dergisi’nin “Hilafet” kapak konulu Mart sayısını tanıttıkları ve yaptıkları …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir