Home / News / HABER / YORUM-İKTİBAS / Al Monitor: Filistin’deki Ümmetçi Hareket Hizb-ut Tahrir
islam devleti default

Al Monitor: Filistin’deki Ümmetçi Hareket Hizb-ut Tahrir

El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmekte olan Dr. Adnan Abu Amer, Al monitör için Hizb-ut Tahrir hareketini yazdı

Hizb-ut Tahrir’in ulusal hassasiyetlerden ziyade ümmetçi bir bakış açısına sahip olduğuna değinen Amer, hareketin İsrail’e olan bakışını ise şöyle yorumluyor; “Hizbut Tahrir İsrail’in meşruiyetini tanımıyor ve İsrail’le her türlü müzakereye karşı çıkıyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler ve BM Güvenlik Konseyi gibi uluslararası kuruluşları da şeriatla bağdaşmadıkları gerekçesiyle muhatap kabul etmiyor.”

“Hizbut Tahrir ve Filistin Yönetimi arasında ilkesel bir çatışma da var.” Diyen Dr. Adnan Abu Amer bu durumu şöyle özetliyor; “. Hizbut Tahrir Oslo Anlaşması’yla kurulan Filistin Yönetimi’ni hükümsüz sayıyor. Bu nedenle yerel, parlamenter ve devlet başkanlığı seçimlerinin boykot edilmesini istiyor. Hizbut Tahrir, Filistin Yönetimi’nin onayladığı eğitim müfredatına da şiddetle karşı çıkıyor. Müfredata karşı yoğun bir kampanya başlatan hareket camilerde ders vermeye başladı ve müfredatın şeriatla çeliştiğini anlatmak için okullara heyetler gönderdi.”

İşte Dr. Adnan Abu Amer’in Al-Monitor için kaleme aldığı Hizb-ut Tahrir Hareketi;

Filistin’deki ümmetçi hareket siyasi ağırlık kazanıyor

22 Mayıs’ta El Aksa Cami’ne giden Ürdün Baş Yargıcı ve din adamı Ahmet Halil, Hizbut Tahrir destekçisi Filistinli dindarların protestosuyla karşılaştı. Halil’in ziyaretini eleştiren yaşlı bir adamın korumalar tarafından dövülmesi dindarları öfkelendirdi ve cami içinde protestolara yol açtı. İbadet için El Aksa Cami’nde bulunanlar cuma hutbesini okumak üzere minbere yönelen Halil’i sloganlar atarak engelledi. Geri dönmek zorunda kalan Halil’in yerini başka bir vaiz aldı.

Filistin bölgelerindeki Hizbut Tahrir hareketi, İsrail’e karşı direnişe odaklanan Hamas ve diğer İslamcı hareketlerin aksine hilafeti geri getirmeyi hedefleyen bir siyasi hareket olarak öne çıkıyor.

El Fetih Sözcüsü Ahmet Alyan 23 Mayıs’ta Hamas’ı Hizbut Tahrir’i Ürdünlü konuğa karşı kışkırtmakla suçladı.

Hizbut Tahrir’in basın bürosundan Mahir El Cabari ise Halil’in Hizbut Tahrir aktivistleri tarafından engellendiği iddiasını reddetti. Cabari’ye göre yaşananlar İsrail işgalinin himayesinde Kudüs’e yapılan ziyaretlerin normalleşmesine karşı çıkan halkın tepkisiydi.

Hizbut Tahrir 1953’te Yargıç Takyidin El Nabani tarafından Filistin topraklarında kuruldu. Ancak partinin Filistin davasına bakışı ve desteği ulusal kaygılara değil, İslam dünyasıyla ilgili başka meselelere dayanıyor. Bu meselelerin başında Avrupa devletlerinin Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Arap ülkelerini işgali, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1924’teki çöküşünün ardından Çin ve Hindistan gibi Asya ülkelerinde Müslümanların yaşadığı mağduriyetler geliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nu son hilafet devleti olarak gören parti, dünyadaki Müslümanların yaşadığı sorunların temelinde Osmanlı’nın çöküşünü görüyor.

İsrail’e gelince Hizbut Tahrir faaliyetlerini siyasi durum değerlendirmesi ve Filistin halkını bilinçlendirmekle sınırlı tutuyor, İsrail işgaline karşı silahlı eylemlere katılmıyor. Böylece İsrail’in takibatına uğramıyor.

İsrail’in ise Hizbut Tahrir’e karşı belirgin bir tutumu yok. Ancak hiçbir parti üyesinin İsrail güçlerince tutuklanmaması ya da takip edilmemesi İsrail’in kendisine karşı silahlı eyleme girişmedikçe partinin ideolojisinden rahatsız olmadığının dolaylı bir kanıtı.

Ancak Hizbut Tahrir İsrail’in meşruiyetini tanımıyor ve İsrail’le her türlü müzakereye karşı çıkıyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler ve BM Güvenlik Konseyi gibi uluslararası kuruluşları da şeriatla bağdaşmadıkları gerekçesiyle muhatap kabul etmiyor.

Hizbut Tahrir Filistin bölgelerindeki faaliyetlerine son yıllarda hız verdi. Hareket halk seminerleri düzenliyor, bayraklar asıyor, basın açıklamaları yayımlıyor. Bu faaliyetlerde genelde dünyadaki Müslümanların yaşadığı mağduriyetler öne çıkarılıyor, Filistin davasının çözümünde ise kilit adım olarak hilafetin yeniden kurulması savunuluyor.

Filistin Yönetimi partinin çoğu faaliyetine karşı alenen hasmane bir tavır içinde. Son olarak 23 Mayıs’ta güvenlik güçleri, Ramallah’ta düzenlenmesi planlanan Hilafet Konferansı’nı engellemek için Batı Şeria’daki kentlerin giriş ve çıkışlarına kontrol noktaları kurdu.

Filistin Yönetimi’ne bağlı emniyet güçleri 30 Mayıs’ta da Batı Şeria’da 10 Hizbut Tahrir üyesini darp ederek tutukladı. Hizbut Tahrir Filistin Yönetimi’nin partiye karşı baskıcı tutum izlediğini, yapılanların eşkıyalık olduğunu söyledi.

Emniyet sözcüsü Adnan El Damiri 24 Mayıs’taki açıklamasında Filistin Yönetimi’nin Hizbut Tahrir’in birçok etkinliğine izin verdiğini vurgularken partinin 22 Mayıs’ta El Aksa Cami’nde yaptıklarının utanç verici olduğunu kaydetti. Sözcüye göre camide olanlar Hizbut Tahrir’in şiddet yanlısı bir yapı olduğunu ve eylemleriyle Filistin-Ürdün ilişkilerine zarar verebileceğini gösterdi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan Filistinli bir güvenlik yetkilisi de şu açıklamayı yaptı: “Hizbut Tahrir bölgedeki siyasal İslam’ın bir parçası. İdeolojisi milliyetçi Filistin ilkelerinden ziyade küresel ümmet fikrine dayanıyor. Hizbut Tahrir Filistin topraklarını Filistin’le alakalı olmayan bir anlayışı yaymak için kullanıyor. Bu da zaman zaman dost devletlerle ilişkilere zarar veriyor. Hizbut Tahrir’in Hamas gibi Filistin Yönetimi’ni tehdit eden silahlı bir yapısı olmadığı doğru ama ideolojik fikirleri Hamas’ınkilerden daha aşırı. Filistin Yönetimi bir noktada Hamas’la birtakım siyasi uzlaşılara varabilir. Ancak Hizbut Tahrir’le böyle bir anlayış birliğine varmak pek olası değil, hatta imkânsız.”

Filistin Yönetimi’nin tutumu Ürdün, Suriye ve Mısır gibi Hizbut Tahrir’i yasaklayan Arap ülkeleriyle bağdaşıyor.

Hizbut Tahrir ve Filistin Yönetimi arasında ilkesel bir çatışma da var. Hizbut Tahrir Oslo Anlaşması’yla kurulan Filistin Yönetimi’ni hükümsüz sayıyor. Bu nedenle yerel, parlamenter ve devlet başkanlığı seçimlerinin boykot edilmesini istiyor. Hizbut Tahrir, Filistin Yönetimi’nin onayladığı eğitim müfredatına da şiddetle karşı çıkıyor. Müfredata karşı yoğun bir kampanya başlatan hareket camilerde ders vermeye başladı ve müfredatın şeriatla çeliştiğini anlatmak için okullara heyetler gönderdi.

Hizbut Tahrir, Hamas denetimindeki Gazze Şeridi’nde Batı Şeria’ya kıyasla daha rahat görünüyor ve faaliyetlerini daha özgür şekilde yürütüyor. Son faaliyeti 4 Mayıs’ta Gazze Şehri’nde düzenlenen bir halk semineriydi. 17 Mayıs’ta da Gazze Şehri’nin merkezinde Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının 94. yıl dönümü vesilesiyle bir yürüyüş düzenledi.

Hizbut Tahrir’in Gazze Şeridi’ndeki Sözcüsü Hasan El Madun Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Filistin ve diğer Arap ülkelerinin yaşadığı kayıpların sebebi Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüdür. Ümmetin karşı karşıya kaldığı siyasi boşluğun doldurulması ve Filistin’in kurtuluşu ancak yeni bir hilafetin kurulmasıyla mümkün olur. Müslüman orduları silahlarını Arap ülkelerindeki diğer Müslümanlara değil, İsrail’e yöneltsin. Hizbut Tahrir Yahudilerle her türlü müzakere talebini reddediyor.”

Hizbut Tahrir’in Hamas’a yönelik tutumunda ise iki tarafın ideolojik çatışması etkili oluyor. Hamas Filistin devletinin kurulması isterken, Hizbut Tahrir İslam topraklarında hilafet devletinin kurulmasını savunuyor. Hamas milliyetçi hedeflerine ulaşılmak için silahlı eylemi savunurken Hizbut Tahrir hilafetin kuruluşu için barışçıl yöntemlere odaklanıyor. Filistin’deki siyasi bölünmüşlüğe gelince Hizbut Tahrir, Hamas’ı El Fetih’le yakınlaşmaması için uyarıyor. Zira Hamas’ın da barış süreci kulvarına girmesinden korkuyor.(İsrail ile olan barış)

Hizbut Tahrir’in Filistin bölgelerinde kaç üyesinin bulunduğu bilinmiyor ancak hareket Hamas, İslami Cihat ve Selefilerin yanı sıra İslamcı eksenin ana unsurlarından biri olarak görülüyor.

Filistin Yönetimi tarafından hedef alınmaktan yakınan Hizbut Tahrir’in Hamas’la bir anlayış birliğine varması muhtemel görünüyor. İki taraf ortak bir zemin arama ve buna engel olabilecek ideolojik farklılıkları bir kenara koyma konusunda mutabık kaldı. Hamas da Hizbut Tahrir de çatışmak istemiyor ve Gazze Şeridi’ni tüm Filistinli hareketlerin bir arada yaşayabildiği açık bir alan olarak tutmak istiyor.

al-monitor.com /Dr. Adnan Abu Amer

Ayrıca...

Kar: Ruhani değil siyasi halifelik

Yıllardır halifeliği savunan Hizbu’t Tahrir’in Türkiye Medya Sorumlusu Mahmut Kar, Hilafetin ruhani değil siyasi olarak …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir