Home / News / HİZB-UT TAHRİR / Amerikan Yapımı Bir Madalyonun İki Yüzü
islam devleti default

Amerikan Yapımı Bir Madalyonun İki Yüzü

 

بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم

Amerika ve Rusya’nın Suriye Topraklarına Düzenledikleri Acımasız Hava Saldırıları, Amerikan Yapımı Bir Madalyonun İki Yüzü Gibidir!

Rus hava kuvvetlerinin desteğiyle Suriye kuvvetleri, dün 10 Ekim 2015 Cumartesi günü, Suriye’nin kuzeybatı bölgesinde silahlı muhalif gruplar ile şiddetli çatışmalara girdiler… “Bu, Moskova’nın Suriye’ye askeri saldırılar başlattığı 30 Eylül’den bu yana hava destekli ilk kara saldırısı olarak kabul ediliyor… Savaş, ülkenin kuzey bölgelerinde Hama ve İdlib illeri üzerinde yoğunlaşıyor. Zira Nusret Cephesi yanı sıra silahlı muhalif gruplar, daha çok burada faaliyet yürütüyorlar…” [10.10.2015 el-Vatan]

“Bu arada belirtildiğine göre, Rusya’nın hava desteğiyle Suriye hükümet güçleri, Hama yakınındaki stratejik öneme haiz Ğab Vadisi’nde muhaliflerin kalelerine karşı kara harekâtı başlattılar…” [08.10.2015 BBC Arapça] “Bundan önce Hazar Denizi’ndeki Rus Donanmasına ait savaş gemileri Suriye topraklarına 26 cruise füzesi fırlattılar.” [07.10.2015 BBC Arapça] “Daha öncesinde ise Rus Parlamentosu yabancı ülkeye asker gönderilmesini oybirliğiyle onaylamasının ardından 30 Eylül 2015 günü Rusya, Suriye topraklarına hava saldırısı başlatmıştı… “Suriye haber ajansına [SANA] göre, Suriye Cumhurbaşkanlığı Rus hava kuvvetlerinin ülkeye gönderilmesi yönünde Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Devlet Başkanı Putin’den bir talepte bulunduğunu doğruladı.” [30.09.2015 BBC Arapça]

Rus saldırıları öncesinde, Amerika öncülüğündeki koalisyon tarafından Suriye’ye 23 Eylül 2015’de Amerikan saldırıları oldu: “ABD’li yetkililer, devam eden saldırılarda savaş uçakları, roket atarlar ve füzeler kullandığını söylediler… Aktivistler, Tabka Askeri Havaalanı’na beş, Tel Ebyad şehrine üç, Ayni İsa kasabasındaki 93 tugay ve etrafına da 3 hava saldırısı gerçekleştirildiğini aktardılar… ABD Başkanı Barack Obama, 22 Eylül 2015 Pazartesi günü hava kuvvetlerine saldırı başlatma yetkisi verdi… BBC’nin Washington’daki muhabiri Paul Blake göre, ABD Merkez Komutanlığı Komutanı, Salı günü erken saatlerde Suriye’ye hava saldırıları düzenlendiğini doğruladı… Suriye devlet televizyonunun hükümet kaynaklarından aktardığına göre, Washington’un Rakka’yı hedef alacağına dair öncesinde hükümete bilgi verdiğini söylediler.” [23.09.2015 Sudan el-Yevm]

Amerika ve Rusya’nın barbar saldırılarının gerekçesi terörle mücadeledir. Amerikalılar ve Ruslar şunu unutuyorlar, hatta unutmuş gözüküyorlar. Ortada bir terör varsa, füzeler, yakıcı mermiler, varil bombaları kullanan hatta casusların zindanlarında ve bodrum katlarında ölene kadar işkence yapan tiranın cürümleridir. İşin aslına gelince, onların iddia ettiği gibi değildir. Suriye topraklarına havadan, karadan hatta denizden düzenlenen saldırılar, kendi yapımları olan terörle mücadele için değildir. Aksine bu barbar saldırıların amacı, Şam tiranını korumak ve başka bir ajan bulana kadar mevcut ajanı hayatta tutmaktır. Başka bir deyişle, bu acımasız saldırılar, rejim ile muhalefet arasındaki siyasi görüşmelere hazırlık yapmak ve tiran Beşşar rejimine alternatif yeni ajan üretmek için muhalefeti uysallaştırmaktır. Ki o ajan da Amerikan çıkarına göre hareket etsin. Bunu onların yaptığı açıklamalarda açıkça görmek mümkündür: “Rus Dışişleri Bakanlığı, Moskova’nın Suriye sahasında attığı tüm adımlar, ülkede siyasi bir çözüme katkıda bulunmayı amaçlıyor, dedi.” [08.10.2015. Russia Today] Amerika, kalbinde gizlediğini açığa vurarak Beşşar’ın hemen devrilmesinden yana olmadığını, aksine bir önceki ajandan bir sonraki ajana pürüzsüz geçişi sağlayan ve çıkarlarını güvence altına alan müzakereden sonra ancak gidebileceğini söyleyerek bunun için ortam hazırladı. “Kerry, bir buçuk yıldır Esed’in gitmesi gerektiğini söylüyoruz, ama ne zaman ve nasıl gideceği ise Cenevre süreci ve müzakere çerçevesinde alınabilecek bir karardır, dedi.”

“Bunun birinci günden ya da birinci aydan olmasına gerek yok.” diye de ekledi. [19.09.2015 el-Arabiya]

Amerika, Suriye konusunda çıkmaza girdi. Mısır’da olduğu gibi Suriye’de de eskiyen yüzlerin kolayca değişebileceğini sandı. Amerika, Mısır devrimine sızabildi. Ilımlı ya da reformist İslam olarak adlandırdığı kimseler üzerinden devrimcileri susturdu. Onlar da başarısız olunca, geldikleri gibi geri gittiler. Eski muhafızları, daha iğrenç, daha korkunç ve daha cüretkâr bir şeklide tekrar iktidara geri getirdi. O kadar ki eski yeni muhafızlar, yenileme adıyla dini söylemlerde bile manipülasyona cüret ettiler! İşte Amerika, böyle olacağını sandı… Ama kehaneti boşa çıktı. Suriye koalisyonu çöktü, alabora oldu. Amerika, alternatif olsun diye koalisyonu hazırlamıştı. Ama bir türlü koalisyon, Suriye’de kayda değer bir taban ve dayanak bulamadı. Suriye dışında sürgünde yaşamaya devam etti. Amerika’nın gemisine biniyor ki kendisini Suriye içine soksun ve yönetime gelsin. Ama nerede? İnsanlar “Allah için, Allah için” diye haykırırken, koalisyon, dini hayattan ayırmak için boğazını yırtıyor.

أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ “Ne kadar kötü hüküm veriyorlar!” [Ankebut 4]

Sonra Amerika, ölçtü, biçti ve koalisyon evrilmeden rejimin düşmesinden korktu! Bu yüzden rejimi, İran ve İran partisinin paralı askerleri ile destekledi. Bunlar, devrilmek üzere olan rejimi doğrulttular, ama belli zamana kadar… Sonunda zemin rejimin ayaklarının altından kaymaya başlayınca ve Suriye topraklarının sadece yüzde on dördü rejimin kontrolünde ya da kısmen kontrolünde kalınca, Amerika, rejime hayat öpücüğü vermek için altı aylık bir ateşkes imzalama üslubuna başvurdu. Ama yine de rejimi sarmalayan tehlikeler devam etti. İşte felaket senaryosu buradadır. Amerika, kendisini devrimcilerden yanaymış gibi gösteriyor. Açıktan devrimciler ile savaşması oldukça zor. Devrimciler, rejimi zarardan zarar uğrattılar ve henüz Amerikan alternatifi de olgunlaşmış değil. İşte kirli ateşli oyun da burada devreye girdi. Amerika, Rusya’ya bir misyon yükledi. Rusya, açıktan ve alenen devrimcilere karşı rejimi destekledi. Kendince devrimciler ile mücadele için haklı bir gerekçe ileri sürdü. Rejim de zaten Amerika’nın emriyle Rusya’yı Suriye’ye çağırmaya hazırdı ve bilfiil öyle de oldu… Rusya, Suriye’de Amerika’ya hizmet etmek için pis şeytani rolü oynamayı kabul etti! Şüphesiz Rusya, babadan oğula kadar Esed ailesinin Amerikan ajanları olduğunu biliyor. Her ne kadar ümmetten saklamayı başarabilmiş ise de, Suriye’nin tek hâkimi Amerika’dır. Dolayısıyla Rus nüfuzunun oraya sızmasına asla izin vermedi. Sadece Amerika istediği zaman Rusya orada at koşturabildi. Kuşkusuz Rusya’nın bugün korumak için uğrunda savaştığı Beşşar, eğer iktidarını sağlamlaştırırsa, Sedat’ın Mısır’da yaptığı gibi Rusları Suriye’den kovacaktır! Suriye’de Amerika’nın hizmetinde olan Putin, Ukrayna konusunda Rusya’nın güney sınır sorunlarının sakinleşeceğini düşünüyor. Ama bunlar birbirinden ayrı şeylerdir! Zira Müslümanlar ile savaşa giren Rusya, öyle felaket ve dehşete düşecek ki Ukrayna sorunları ve uzantıları, Müslümanların öfkesi yanında devede kulak kalacaktır. Yarın çok yakındır.

Ey Müslümanlar!

Rus uçaklarının havadan, denizden, hatta üsler ve danışmanları yoluyla karadan saldırıları, Amerika ile koordinelidir. Daha doğrusu Rusya, Amerikalılar adına ve onların komutuyla vekâlet savaşları yürütüyor. Amerikalılar bile bunun tanığıdır. “İngiliz Guardian gazetesi ABD Senatosu üyesi John McCain’den aktardığına göre, ABD, Rusya üzerinden Suriye’de vekâlet savaşları yürütüyor dedi…” [05.10.2015 el-Cezire] Kuvvetle muhtemeldir ki Türkiye’nin güney sınırına konuşlandırılan Patriot’ları geri çekme yönünde Amerika’nın aldığı karar, Rusya’yı Patriot füze saldırılarına maruz bırakmamak içindir: “Konuşlandırılmasından iki yıl sonra Pentagon, Suriye’den olası füze saldırısına karşı Türkiye’yi korumak için yerleştirdiği Patriot füzelerini geri çekmeye karar verdi. 2013 yazında konuşlandırılan füzeler, Suriye’deki gelişmelere rağmen planlandığı gibi bu ay içinde geri çekilecektir.” [02.10.2015 Russia Today]

Sonra burada başka bir husus daha var. Aklı başında olan her insan bilir ki iki devletin savaş uçağı aynı hava sahasını kullanıyorsa, ya iki dost gibi aralarında koordinasyon var, ya da iki düşman gibi aralarında it dalaşı var demektir. Dolayısıyla herhangi bir savaşta olduğu gibi birbirlerine füze fırlatırlar, vuruşurlar. Eğer böyle olmuyorsa, dostturlar ve iki hedefi değil de tek bir hedefi gerçekleştirmek için gökyüzünde koordinasyon yapıyorlar demektir. Taraflardan yapılan açıklamalar bu koordinasyonu kanıtlamaktadır: “08 Ekim 2015 Perşembe günü, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın web sitesinden yapılan açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Putin ile mevkidaşı Barack Obama’nın BM Genel Kurulu oturumu sonrasında yaptıkları görüşmenin ardından verdikleri talimat doğrultusunda Dışişleri Bakanı Suriye sorununa çözüm bulmanın yollarını tartıştılar. Tartışılan konular arasında, Suriye hava sahasında istenmeyen olayların meydana gelmesinden kaçınmak ve 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre bildirgesine uygun olarak Suriye’deki siyasi çözüm sürecini güçlendirmek de var.” Açıklamada devamla: “Ayrıca iki bakan, 12 Şubat’ta Minsk’te imzalanan Ukrayna ile ilgili anlaşmaların uygulanmasını gözden geçirdiler, dendi.” [07.10.2015 el-Hayat]

Sadece bu da değil. Amerika, sınır hattında Rus saldırılarına karşı koymama konusunda Türkiye’yi susturdu. Hatta Rus savaş uçakları, Türk hava sahasını ihlal ettiği halde bırakın silahları, konuşan ağızlar bile süt dökmüş kediye döndüler. Günü kurtarmak adına Türkiye tarafından utanmadan yapılan açıklamada, olay tekrarlanırsa bu sefer sessiz kalmayacakları söylendi. Ardından ihlaller peş peşe geldi ama yine sessiz kaldılar. Çünkü Amerika, hiçbir uçağın saldırısına maruz kalmadan Rusya’nın saldırılarına devam etmesini istiyordu. Rus uçakları, Türk hava sahasını gizli değil açıktan ihlal ettikleri halde askeri sessizliğe bürülündü.

“… Türkiye, Rus savaş uçaklarının Cumartesi ve Pazar günü Suriye sınırındaki hava sahasını ihlal ettiğini bildirdi… Türkiye’den yapılan açıklamada, dün 8 adet F-16 uçağımız, milliyeti tespit edilemeyen MIG-29 uçağı tarafından taciz edilmiştir, dendi… TSK’dan yapılan açıklamada ise “Bir savaş uçağının Türk uçağına füze fırlatmak üzere hedefe kilitlendiğini söyledi.” [07.10.2015 el-Hayat] Bununla beraber Türkiye, etkili herhangi bir misillemede bulunmadı. Aksine Rus büyükelçiliği çağrılarak sadece nota verilmiştir!

“Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı, Rusya, Türkiye’nin dostluğunu kaybederse çok şey kaybeder” diyerek Rusya’yı uyardı. Ve “Rusya’nın hava sahamızı ihlal etmesine bizim sabretmemiz mümkün değil.” diye konuştu. “Türkiye, Dışişleri Bakanlığı’ndaki bir yetkilinin de açıkladığı gibi, bir Rus uçağının Suriye sınır hattında Türk hava sahasını ihlal etmesinin ardından iki gün içinde ikinci kez Rus büyükelçisini “nota vermek için” Ankara’ya çağırdı…” [07.10.2015 ed-Düstur]

Ey Müslümanlar!

Ne hazindir ki Müslüman ülkeler, düşman savaş uçakları, bombardıman uçakları ve savaş gemilerinin sahası haline gelmiştir. Dahası, İslam ümmeti tarihte ilk kez, kendisine saldıran düşmanı alkışlıyor, övüyor, onu davet ediyor. Hâlbuki bu, Allah’a, Rasûlü’ne ve müminlere ihanettir. Ümmet, düşmanla savaşır, yener, zafer elde eder, ama Müslümanlara yapılan düşmanlığı asla övmez ya da uçaklarıyla İslam topraklarına saldırı düzenlemek için düşmanı davet etmez! Bugün biz, Amerikan koalisyonunun saldırılarını övenler, hatta günlük saldırı uçuşları azaltıldığında, onu suçlayanlar olduğuna bile tanık oluyoruz, işitiyoruz… Diğer yandan ise biz, Rus saldırısını övenler, hava saldırılarını kahramanca bir eylem olduğunu addedenler bile olduğuna şahit oluyor, işitiyoruz! Oysa bu, en büyük günahlardan biridir. Hatta daha önceki ajanlar, sömürgeci kâfirlere ajanlık yaptıklarını açıkça söylemekten utanırlar, gizlice efendilerine hizmet ederlerdi. Bırakın Müslüman ülkelere saldıranları açıktan desteklemeyi… Bugün Amerika, terörle mücadele bahanesiyle Müslümanlara saldırmak için çeşitli ülkelerden bir koalisyon oluşturdu. Buna karşılık Rusya da terörle mücadele gerekçesiyle İran, Bağdat ve Şam’la bir koalisyon oluşturdu. Ne tuhaftır ki terör yuvası ve kaynağı olan ülkeler koalisyon oluşturuyorlar. Nerede olurlarsa olsunlar vahşet onların ayrılmaz bir parçasıdır. Onlar, İslam ve Müslümanlar ile savaşmak için anlaştılar. Bu, İslam düşmanlarının karakteristik özelliğidir. Aralarında ihtilaf edebiliyorlar, ama İslam’a karşı yekvücutlar.

هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ “Düşman onlardır, onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın, nasıl bu hale geliyorlar?” [Münafikün 4]

Kuşkusuz Amerika, Müslüman ülkelere saldıranların önderidir. Bizimle Suriye’de savaşıyor. Doğrudan değil, farklı milletten yerel, bölgesel ve uluslararası uşaklarla, bazen Şam tiranı ve onun adamlarıyla… Amerika, rejimin düşmek üzere olduğunu gördüğünde, İran, onun Lübnan partisi ve Irak’taki uzantıları ile bölgesel olarak onu destekledi. Bu da fayda etmediğinde, uluslararası kirli anlaşmalar imzaladı. Rusya da şeytani bir anlaşmayla Amerika uğrunda savaşmak için Amerikan konvoyuna bindi. Ayrıca Avrupa da bizi gözetleyip duruyor. Amerika’nın etrafında pervane oluyor. Amerika’dan bir şeyler ya da bazı şeyler koparmak için papağan gibi onun söylediklerini tekrarlıyor!

Ey Müslümanlar!

İçinde bulunduğumuz bu durumun, elbette bir çözümü vardır, hem de malumdur bilinmiyor değil. Allah’ın izniyle bu çözüm, kesin faydalıdır, hiç şüphe yoktur. Hira mağarası, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hicreti, Raşidi Hilafet dile getiriyor bu çözümü. Ukbe’nin kıyısı, Cebelitarık, Harun’un sözleri, Mutasım’ın yanıtı, Mescidi Aksa’nın kurtarıcısı, Haçlıların baş belası Selahaddin’in Hıttin’i, Tatarları yerle bir eden Kutuz ve Baybars’ın Ayn Calut’u, İstanbul’un fatihi, ne güzel komutan dile getiriyor bu çözümü… Kralını esaretten kurtarmak için Müslümanların Halifesi Kanuni’den yardım isteyen Fransa kabul ediyor bu çözümü… Akdeniz’den gemileri güvenli bir şekilde geçsin diye İslam Devletine haraç ödeyen Amerikan’ın itaati teyit ediyor bu çözümü… Abdülhamid’in Yahudiler ve Filistin ile ilgili söylediği meşhur söylemi, bu çözümü kaybetmekten bizleri uyarıyor: “Ancak Hilafet yıkıldığında, Filistin’i bedelsiz alabilirsiniz…” Evet, öyle de oldu. Filistin işgal edildi, ülkemiz günahkâr saldırganların çatışma arenası haline geldi… İşte çözüm, yeniden sağlam temele, Raşidi Hilafete dönmektir. Dünya ve ahiretin izzeti ondadır… İşte bu çözüm, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın korunmuş kitabında yazılı, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in unutulmaz Sünnetinde mezkûr, aklı ve kalbi olan herkese hatırlatacak şekilde nurdan mürekkeple tarih sayfalarına işlenmiştir.

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ “Şüphesiz ki bunda kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” [Kâf 37]

 

Hizb-ut Tahrir

H. 27 Zilhicce 1436
M. 11 Ekim 2015

Ayrıca...

[12 Mayıs 2020] Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, Türkiye gündemini meşgul eden önemli konuları değerlendirdi… …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir