Home / News / HİZB-UT TAHRİR / BASIN AÇIKLAMALARI / ”Peygambere İman Tevhidin Bir Gereğidir” de Peygamberin Metodunu Takip
islam devleti default

”Peygambere İman Tevhidin Bir Gereğidir” de Peygamberin Metodunu Takip

“Peygambere İman Tevhidin Bir Gereğidir” de Peygamberin Metodunu Takip Etmek Nedir?

12 Şubat Cuma günü Türkiye’deki tüm camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanan “Peygambere İman Tevhidin Bir Gereğidir” başlıklı hutbe okutuldu. Alışılagelenden farklı olan bu hutbe hakkında, lehte ve aleyhte birçok şey yazıldı, konuşuldu. Bilindiği üzere kuruluş sebebi ve üstlendiği misyon gereği, Diyanet İşleri Başkanlığının kamuoyuna yönelik hitaplarında hakkı gizlediği ve siyasi otoritenin belirlemiş olduğu sınırlar dâhilinde hareket ettiği acı bir gerçektir. Buna rağmen bu hafta Cuma hutbesinde konu edilen, “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sünneti olmaksızın Kuran’ın tam olarak anlaşılamayacağı ve Kuran ile Sünnetin arasına mesafenin konulmayacağına” dair vurgular doğru ve yerinde olmuştur. Zira Sünnet de Kur’an gibi şer’i bir delildir ve Allah Subhanehu ve Teâlâ’dan Rasulullah’a gelen bir vahiydir. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى وَمَا يَنْطِقُ عَنْ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلا وَحْيٌ يُوحَى “O hevasından bir şey söylemez, onun söylediği ancak vahiydir. Onu müthiş kuvvetli olan öğretti.” [Necm 3-5] Ve yine şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا أُنذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ قُلْ “De ki; sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” [Enbiya 45]

Sünneti itibarsızlaştırmayı ve Kuran’dan ayırmayı hedefleyen “Kuran İslam’ı” düşüncesi, Batı karşısında yenilgi ve eziklik psikolojisine kapılan bazı Müslümanların, oryantalistlerden etkilenmeleri sonucu ortaya çıkmıştır. Sünnetin bağlayıcılığını reddeden ve Sünnetsiz bir İslam oluşturma projesi olan bu düşünce, asrımızın en büyük fitnelerindendir. Bu düşünce, İslam kültüründen uzaklaşmış, laik ve demokratik nizamlar ile barışık yaşamak isteyen zayıf benliklerin hoşuna gitmiş ve gün geçtikçe yayılmıştır. “Kuran İslam’ı” adı altında yürütülen proje, esasında Kuran’ı hayattan koparmayı hedef almaktadır. Oysaki Müslümanları Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e tabi olmaya sevk eden bizzat Kuran’dır. بْكُمُ اللّهُ قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِوَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” [Ali İmran 31]

Bu fasid düşünceler karşısında Diyanet’in Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Sünnetini tevhidin bir gereği olarak görmesi doğrudur. Fakat Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i sadece ibadet, ahlak ve merhametiyle örnek alınması gereken bir şahsiyet olarak sunması hatalı ve eksiktir. Zira Diyanet, kelime-i tevhid gereğince İslam dışı bütün akide, fikir ve nizamlara, her türlü şirk ve zulümlere karşı Rasulullah’ın mücadelesine ne bu hutbede, ne de bugüne kadar ki diğer faaliyetlerinde hiç değinmemiştir. Yine, Rasulullah’ın İslam’ı hayata hâkim kılma mücadelesine, devlet başkanı ve cihat peygamberi olma vasfına, bugünkü demokratik laik düzenin benzeri olan Mekke şirk otoritesine meydan okuyuşuna, asrı cehaleti asrı saadet olarak İslami bir devlet ile nasıl değiştirdiğine ve bugün takip edilmesi gereken nebevi metoda hiç değinmemiştir. Hâlbuki Rasulullah tüm yönleri ile örnek alınması gereken bir rehberdir: اآتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُووَمَا “Rasul size neyi getirdi ise onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.” [Haşr 7]

Son olarak diyoruz ki, İslam’ın hayat sahnesine yeniden hâkim olması için samimi ve ihlâslı olan tüm Müslümanlarla birlikte çalışacağız. Lakin konumları gereği bu konuda en fazla gayet göstermesi gerekenler, Rasulullah’ın varisleri olan âlimlerdir. Âlimler hakkın gizlenmesine asla müsaade etmemeli ve İslam’ın bir bütün olarak anlatılması ve yaşanması için gayret etmelidirler. Kuran’ın veya Sünnetin bir kısmını değil, tamamını ele almalı ve Rasulullah’ın metodu gereği Raşidi Hilafeti ikame etmeye çağrıda bulunmalıdırlar.

تَلْبِسُواْ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُواْ الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ وَلاَ “Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin”. [Bakar 42]

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu
H. 4 Cumâde’l Ûlâ 1437/ M. 13 Şubat 2016

Ayrıca...

Tutuklamalar İle Ne Bizi Korkutabilirsiniz Ne de Hilafeti Engelleyebilirsiniz

22 Eylül 2020 Salı günü Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan 14 Hizb-ut Tahrir mensubu …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir